SOHBETİMİZ; FATİHA SURESİ

Bismillahirrahmanirrahim

(1) El hamdü lillahi rabbil alemin
Hamd Allah içindir alemlerin Rabbi
(2) Er rahmanir rahiym
Esirgeyen bağışlayan
(3) Maliki yevmid din
Din gününün sahibi olan
(4) İyyake na’büdü ve iyyake nesteiyn
Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım isteriz
(5) İhdinas sıratal müstekiym
Bizi hidayete kavuştur dosdoğru yola
(6) Sıratallezine en’amte aleyhim
O kimselerin yolunda kendilerine nimet verdiğin
(7) Gayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
Gazab üzerinde olanların ve dalalette olanların değil
Fatiha Suresinin Diğer İsimleri
1. Fatihatül-Kitap; Kur’an’ı açan sure demektir.
2. Ümmül-Kur’an; Kur’an’ın anası demektir.
3. Es-seb’ül-Mesani; Övülen yedi ayet demektir. (And olsun biz sana övülen yedi ayet verdik. Hicr-77)
4. El-Vafiye; Tam ve bölünmez demek. Fatiha Suresi hiç bölünmeden okunur. Namazın her rekatında tam okunur.
5. El-Kafiye; Yeten ve yetiren olan demektir.
6. El-Esas; Temel demektir. Temel nasıl binanın ilki ise Fatiha da Kur’an-ın ilkidir. Fatihasız namaz olmaz.
7. Eş-şifa Suresi; Hastalara okununca Allah’ın izni ile şifa verir.
8. Es-salat; Namaz demektir. Allah’u Teala ben namazı ikiye böldüm yarısı bana yarısı kuluma aittir. (mana itibariyle)
9. Es-sual; İsteme demektir. Kudsi hadiste, benim zikrim kimi meşgul ederse, isteyenlere verilenin en üstününü ben ona istemeden veririm.
10. Eş-şekur Suresi; Cenab’ı Hakkı bu sure lütfu keremi ve ihsanı ile övmektir.
11. Ed-dua Suresi; Çünkü bu surenin içinde bizi “dostdoğru yola ilet” duası vardır.
12. Elhamdü; Allah’ın ismi.

Kim Fatihayı itikat ederek okursa şu belalardan korunur. Helak olmaktan, korkudan, cehennemde zakkum içmekten, şakavetten, zülmetten, ayrılıktan, sihirden, büyüden, nazardan.
Fatiha Suresi Mekke’de bir cuma günü Cebrail (a.s) ile birlikte 70 bin melek eşliğinde nazil olmuştur.

Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu;
“Kur’andaki en hayırlı sure, Fatiha Suresidir.”
“Fatiha Suresi her hastalığa karşı şifadır.”
“Fatiha Suresi terazinin bir gözüne konsa, bütün Kur’an da öbür göze konsa, ebetteki Fatiha-ı Şerife bütün Kuran’a yedi kere üstün gelir”
“Muhakkak ki Allah’u Teâlâ, bir topluluğun üzerine azap murad ettiği zaman, o topluluktaki çocuklardan birinin medresede Fatiha suresini okuması sebebiyle onların üzerinden
kırk yıl azabı kaldırır.”
“Yatağa girildiğinde, uyumadan önce Fatiha ve İhlas surelerini okuyan, ölüm hariç bütün tehlikelerden emin olur”
Tefsir-i Hanefi’de geçtiği üzere Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Cebrail (a.s) bana şöyle dedi:
Ey Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! ben daha önce senin ümmetine verilecek bir azaptan korkuyordum. Fatiha-i Şerife inince, artık onlara Allah’ın azap etmeyeceği güveni geldi”
Bunun üzerine Cebrail (a.s) e: “Neden?” diye sordum. Cebrail (a.s) şöyle cevap verdi:
-”Çünkü Allah’u Teâlâ cehennemi günahkârlar için vaat etmiş yani onlara bununla azap vereceğini hatırlatmıştır. Kur’anda bu husus şöyle beyan edilmiştir:
“Ve cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir. O cehennemin yedi kapısı olup her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise cennetlerde pınar başlarındadırlar. Oraya esenlikle gidiniz denilir.” Cebrail (a.s) sonra şöyle devam etti:
Fatiha’nın yedi ayeti vardır, kim onu okursa her ayet cehennemin kapısına bir perde ya da kapak olur da böylece ümmetin cehennem üzerinden salimen geçerler.
Fatiha Suresi’ne İlişkin Rivayetleri
Enes bin Malik (Radıyallâhu anh)’dan rivayetle Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim besmeleden sonra, Fatiha’yı Şerifeyi okur,
sonrada Amin derse gökte bir mukarreb (Allah’a en yakın) melek kalmaz hepsi onun için istiğfar eder (af ister).”
Ebu Hureyre (Radıyallâhu anh)’dan rivayet edilmiştir ki, Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğunu işittim: “Allah şöyle buyurmuştur:
‘-Ben namaz suresi olan Fatiha’yı kendimle kulum arasında ikiye böldüm: yarısı Benim diğer yarısı da kulumundur ve kuluma ne isterse verilecektir.’
Kul: ‘el-Hamdü lillahi Rabbil-’âlemin.’ dediğinde,
Allah’u Teâlâ: ‘Kulum bana hamd etti’ buyurur.
Kul: ‘er-Rahmânir-Rahim’ dediğinde,
Allah’u Teâlâ: ‘Kulum beni övdü’ buyurur.
Kul: ‘Mâliki yevmid-dîn’ dediğinde,
Allah’u Teâlâ: ‘Kulum benim şan ve şerefimi yüceltti’ buyurur.
Kul: ‘İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în.’ dediğinde,
Allah’u Teâlâ: ‘Bu benim ile kulum arasındadır, kulum ne isterse verilecektir’ buyurur.
Kul: ‘gayri-mağdûbi’aleyyhim veled-dâll’în.’ dediğinde,
Allah’u Teâlâ: ‘Bu da sadece kuluma aittir, kulum ne isterse, verilecektir.’ buyurur.”
Fatiha’nın Allah’u Teâlâ ile kulu arasında iki yarıya bölünmesinin anlamı da şudur: Fatiha’nın yarısı yüce Allah’a övgü ve O’nun Celalini tazimdir.
Diğer yarısı ise, kulun Allah’a bir duası ve O’ndan dilekleridir.
İbni Abbas (Radıyallâhu anh) dedi ki: Cebrail (a.s) Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyorken, üst taraftan bir gıcırtı sesi duydu.
Başını kaldırarak şöyle buyurdu:
“- Bu, (ilk olarak) bugün açılan semadaki bir kapıdır: Bu günden önce asla açılmamıştır. O kapıdan bir melek indi.”
Cebrail (a.s) dedi ki: “- Bu yeryüzüne (ilk olarak) inen bir melektir. Bugünden önce yere inmiş değildir.”
Selam verdi ve:” -Sana verilmiş olan ve Sen’den önce hiç bir Peygambere verilmemiş olan iki nurun müjdesini veriyorum. Bir Fatihat’ül-Kitab diğeri bakara suresinin son ayetleridir.
(Amenerrasülü’dür). Bu iki nurdan okuduğun her bir harf mutlaka sana (sevap ve ecir olarak) verilecektir.”
Fatiha Suresi ve Bakara Suresi’nin sonundaki iki ayet çok faziletlidir. Bunları ezberleyip okuyan, mahiyetini ve muhtevasını düşünen gereğini yerine getirenler doğru yolu bulur,
dünya ve ahiret saadetine erişirler.
Ebu Said El-Hudri (Radıyallâhu anh) şöyle rivayet etmiştir. Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in Ashabından bir gurup bir sefere çıktılar.
Nihayet Arap kabilelerinden bir kabileye indikleri zaman onlardan misafir kabul edilmelerini istediler. Fakat kabile, onları misafir kabul etmedi.
O kabilenin reisi de bir akrep tarafından ısırılmış bulunuyordu. Onun tedavisi için her türlü çareye başvurdularsa da, hiçbir şey ona fayda vermedi. O kabilenin cariyelerinden biri dedi ki:
“-Şu misafir olmak isteyen kişilere gitseydiniz, belki onlarda fayda verecek bir şey bulunur. Bunun üzerine o sahabelere gidip dedilerki:
“- Ey cemaat! Bizim reisimiz (olan Selim isimli kişi) akrep tarafından ısırıldı. Onun için her türlü çareye başvurduk; fakat hiçbir şey ona fayda vermiyor.
(onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar.) Acaba sizde rukye yapan biri var mı?”
Ashapdan biri:
“- Vallahi ben okurum. Fakat biz sizden misafir kabul edilmemizi istedik de, vallahi bizi misafir etmediniz. Onun için bize bir ücret vermedikçe size okuyuculuk yapmam”, dedi.
Bunun üzerine bir bölüm (yaklaşık otuz 30) koyun vermeleri şartı ile anlaştılar. Sonra o kişi gitti. Fatiha’yı (üç veya yedi kere) okuyup üfledi.
Reisleri sanki bağdan çözülür gibi huzura kavuştu ve yürümeğe başladı. Hiçbir ağrısı kalmadı. Onlar da anlaştıkları üzere bir bölük koyunu. Ashabı Kiram’a verdiler. İçlerinden biri:
“- bunları bölün,” dedi,
Hastayı okumuş olan kişi:
“- Hayır yapmayın. Biz Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e gidelim de, olanları O’na anlatalım. Bize ne emir buyuracak ona bakalım,” dedi.
Onlar topluca Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e vardılar ve ona olayı anlattılar. Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de:
“- Fatiha Suresi’nin şifa ayetleri olduğunu sana kim bildirdi? İsabet ettiniz, koyunları bölün ve sizinle beraber bana da bir pay ayırın” buyurdu ve gülümsedi.”
Ebu Said bin Mualla (Radıyallâhu anh)‘ dan şöyle nakledilmiştir: Ben mescitte namaz kılıyordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni çağırdı. Fakat cevap veremedim.
(Çünkü namazda iken terkedip Efendimizin davetine uyulacağını bilmiyordum.) Sonra yanına gelerek:
“-Ey Allah’ın Resulü namaz kılıyordum.” dedim. Bana:
“- Allah’ü Teala Yüce Kitabında: “Ey iman edenler, Allah ve Resulü sizi hayat veren bir şeye çağırdıkları zaman hemen icabet edin” buyurmuyor mu’ buyurdu ve arkasından ilave etti:
“Sen mescitten çıkmadan önce, sana Kuran-ı Kerimin en büyük suresini öğreteceğim” buyurdu ve elimden tuttu. Mescitten çıkacağı sırada ben:
“- Sana en büyük sureyi öğreteceğim buyurmuştunuz,” dedim. Bana:
“- O Sure El-Hamdü lillahi Rabbil-’Âlemîn’dir ki (namazlarda tekrar tekrar okunan) yedi ayet ve bana verilen yüce Kuran’dır.” buyurdu.”
Enes (Radıyallâhu anh) dediki: Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir yolculukta idi. Bineğinden indi, bir adam da Onun yanında idi.
Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) o adamın tarafında dönerek buyurdu ki: “Sana Kuran’ın en faziletli (suresini) haber vereyim mi?” diye sordu Adam: “Elbette” deyince.
Rasûlullah Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) el-Hamdu lillahi Rabbil Alemin’i okudu.
HERGÜN 12 FATİHA SURESİNİ OKUYUP, FATİHA DENİZİNE GÖNDERELİM.

KAYNAKLAR
Ruhul Beyan Tefsiri
Buhari, K. Tefsir el-Kur´an sure 1, bölüm: 1
Buhari, K. Tefsir el-Kur´an sure: 1, bölüm: 2
Tirmizi, K. Fadailel-Kııı\Ti bölüm: 1 Ihıli.s No: 2875/Ahnuılh. Ifcınhe], Miisnal t2,s. 357, 412
Müslim, K. el-Müsafirm, bölüm: 254, Hndis No: 806/Ncsai K. el-tftilah. bölüm: 25
Müslim, K. cs-Salnh bölüm: 38 Hadis No: 395/1-bu Davud k. es-Salah bölüm: 136, I İndis No:

hadis kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

123. Mektubat

Bu mektûb da Molla Tâhir el-Bedahşîye yazılmış olup nafile hac da dahil olmak üzere, herhangi bir farzın kaçırılmasına sebep olan, tüm nafile ibadetler malaya’ni (anlamsız boş işler) addedilir.

Raşid kardeşiminin mektûbu ulaştı. Muhabbet kadehi ta’allukat (dünya işlerine olan ilgi) kirinden ebedi olarak temiz olsun.

Kardeşim,

Bir Hadîs-i şerîfde şöyle buyrulur: “Allahü teâlânın, kulundan yüz çevirdiğinin alameti, kulun malaya’ni ile (anlamsız boş işlerle) meşgul olmasıdır.” Bir farzdan yüz çevirerek bir nâfileyle meşgul olmak malaya’ni ile uğraşmak sayılır. Nafile yada farz olarak ne ile meşgul olduğunu anlaman için durumunu gözden geçirmen gerek. Nafile hacda işlenen nice sakıncalı durumlar vardır. O halde durumu ciddi bir şekilde gözden geçirip değerlendirmelisin.

Akıllı olana bir işaret bile kafidir.

Size ve dostlarınıza selamlar.

Mektubat-ı Rabbani kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hergün 12 Fatiha Suresi Okuyup. Fatiha Havuzuna Gönderelim.

Fatiha suresinin diğer bir adı da Suret’ül Şifadır. Hem zahiri hem batıni Cenabı Hak Fatiha suresiyle insanlara zenginlik ihsan eder. Hem fakirlikten kurtarır. Hem zahiri fakirlik hem batıni fakirlik. Hem şifa ihsan eder. Hem ilim öğrenmeye vesile olur.

Bütün kitabın başı sonu Fatihadır. Bütün kitap nerede toplanır Fatiha’da. Fatiha ise Besmelede toplanır. Besmele de besmelenin “be” sinde toplanır.

Onun için ilme ulaşmak isteyen buraya, duaya ulaşmak isteyen buraya Fatiha suresi göndersin. Fatiha suresini inşallah sihirden, büyüden, nazardan, dertten ve kederden de kurtulmak isteyen buraya Fatiha suresi göndersin. Akrabalarına dua göndermek isteyen (2 Fatiha bir hatimdir.) Fatiha suresini göndersin.

Fatiha Suresinin büyük bir manevi sırrı vardır. Fatiha havuzuna HERGÜN 12 tane Fatiha suresi okuyup gönderelim. Hedefimiz 10 milyon insana ulaşmak. 10 milyon insan 12 fatihadan 120 milyon eder. İnsanların hergün amel defterlerine yazılır. İnsanların ailelerinden vefat edenlerinin ruhlarına, kendilerinin de zahiri sıkıntılarına şifa. Kim ne için niyet ediyorsa Fatiha havuzuna 12 fatiha atsın. Yatsıdan sonra hergün duası yapılacak inşallah.

ibadet kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

171. Mektup

Bu mektûb, molla Tâhir-i Bedahşîye yazılmışdır. Tesavvuf yolunda ola­nın, Allah için, aşağılık göstermesi, kulluk vazîfelerini yapması ve islâmiy­yete uyması ve sünnet-i seniyyeye yapışması ve günâhlarını görüp korkma­sı lâzım olduğu bildirilmekdedir:

Âlemlerin rabbi olan Allahü teâlâya hamd olsun. Peygamberlerin efen­disine salât ve selâm olsun. Onun temiz Âline ve Eshâbının hepsine iyi dü­âlar olsun! “sallallahü teâlâ aleyhi ve alâ Âlihi ve Eshâbihi ecma’în”.

Biz fakîrlerin, Allahü teâlâya karşı aşağı, küçüklük düşüncesi içinde ol­mamız, herşeyi Ondan beklememiz, kalbi kırık, hep yalvarıcı ve Ona sığı­nıcı olmamız, kulluk vazîfelerini yapmamız, islâmiyyetin dışına taşmama­mız ve sünnet-i seniyyeye sıkı sarılmamız lâzımdır. Hayrlı işler yaparken niyyetlerimizi düzeltmeliyiz. Kalblerimizi, dünyâya düşkün olmakdan kur­tarmalıyız. Her uzvumuz islâmiyyete teslîm olmalıdır. Ayblarımızı görüp, günâhlarımızın çokluğunu düşünüp, Allahü teâlânın intikâm almasından korkmalıyız. İyiliklerimizi az görmeli, günâhlarımız az olsa da, çok bilme­liyiz. Şöhret sâhibi olmakdan, insanlar arasında iyi tanınmakdan çok kork­malı, titremeliyiz. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Din ve­yâ dünyâ işlerinde iyi tanınarak parmakla gösterilmek, bir kimseye zarar olarak yetişir. Bu zarardan ancak Allahü teâlânın koruduğu kurtulabilir) buyurdu. İnsân, niyyeti ve işleri, ne kadar hâlis ve iyi olsa da, kendini ku­sûrlu ve kabâhatli bilmelidir. Tesavvuf yolunda, ele geçen ni’metlere, hâl­lere, zevklere güvenmemeli, ne kadar doğru ve islâmiyyete uygun olsalar da, bunlara özenmemelidir. Dîne yapdığı hizmetlere, islâmiyyeti kuvvet­lendirmesine ve insanların doğru yola gelmelerine sebeb olmasına güven­memeli ve bunlarla övünmemelidir. Bu güzel işleri, kâfirler ve fâcirler de yapabilir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Çok olur ki, Allahü te­âlâ bu dînini fâcir kimse ile kuvvetlendirir) buyurdu. Dînini öğrenmek, Al­lahü teâlânın rızâsına kavuşmak için gelenleri, arslan ve kaplan gibi zarar­lı bilmeli, bunun kendi harâblığına sebeb olmaması için çok korkmalıdır. Talebe gelince, kendinde sevinç duyarsa, bunu küfr ve şirk bilmelidir. He­men tevbe, istigfâr ederek bu sevinci gidermelidir. Onun yerine korku ve üzüntü yerleşinceye kadar uğraşmalıdır. Hele, talebenin malında gözü ol­makdan, ondan fâide beklemekden çok sakınmalıdır. Böyle olursa, talebe istifâde edemez ve pîrin harâb olmasına sebeb olur. Çünki bu yolda, yal­nız hâlis din isterler. Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Biliniz ki, Allahü teâlâ için olan din, yalnız Onun için olan hâlis dindir) buyuruldu. Allahü teâlânın katında şirke hiçbir sûretle yol yokdur. Kalbe gelen her sı­kıntı ve karartı, tevbe, istigfâr ve pişmânlık ile ve Allahü teâlâya sığınarak, kolayca giderilebilir. Fekat, bu alçak dünyâ için gelen karartı, leke, kalbi büsbütün karartır, harâb eder. Bunu temizlemek çok güç olur. Resûlulla­hın “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Dünyâya düşkün olmak, günâhların başıdır) hadîs-i şerîfi çok doğrudur. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, dünyâya düşkün olmakdan kurtarsın! Dünyâya düşkün olanları sevmekden ve on­larla arkadaşlık etmekden, düşüp kalkmakdan korusun! Çünki o, öldürü­cü zehrdir ve iyi olmaz bir hastalıkdır ve büyük belâdır ve bulaşıcı hasta­lıkdır. Akllı kardeşim şeyh Hamîd yanınıza gelmekdedir. Ondan işiteceği­niz yeni, tâze haberlerin kıymetini biliniz. Gerisini, buluşunca bildiririm.

Mektubat-ı Rabbani kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

148. Mektup

Bu mektup Molla Sadık el-Kabuli’ye yazılmış olup “doyan” kişiyi yermek ve meşayıhin yardımlarına ve ruhaniyetinin aracılığına aldanmamak hakkındadır. 

Peş peşe iki mektup ulaştı. Birinci mektup mertebelere ulaşmaktan ve doyuma ulaşmaktan; ikincisi ise susuzluktan ve ulaşamamaktan haber veriyordu. Allah Subhanehu’ ya hamdolsun ki işlerin sonuna itibar ediliyor.

Kandığını (doyduğunu) söyleyen hiç bir yere ulaşmamıştır; Kendisini hiç bir yere ulaşmamış gören kişi ulaşmış olandır.

Meşayıhin yardımlarına ve ruhaniyyetlerinin aracılığına aldanmayasın diye sana defalarca söylendi. Senin gördüğün ve müşahede ettiğin bu büyüklerin suretleri, gerçekte kendisine uyulan şeyhin latifeleridir ki bu şekilde zahir olmuştur.

Teveccüh yönünü birlemek şarttır. Teveccühün ayrı ayrı olması Allah korusun hüsrana yol açar.

Yine sana üstüne basarak defalarca söylemiştim. Maksada hızlı ulaşabilmek için meşgaleler azaltılmalı. Zaruri olanı bir tarafa atarak gereksiz işlerle meşgul olmak akıl karı değildir. Ama sen kendi nefsine inanmışsın bundan dolayı başkalarının sözleri seni pek etkilemez. Sen bilirsin! “Elçiye düşen yalnızca tebliğ etmektir” (Maide, 99).

Mektubat-ı Rabbani kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

128. Mektubat – İmam Rabbani

Bu mektup Hace Mukibe yazılmış olup ali himmet sahibi (yüksek gayeli) olmaya ve hakiki maksadın dışındakilerle yetinmemeye teşvik hakkındadır.

Hace Mukim uzaklarda ve terk edilmiş olanları unutmaz. Hatta onları uzakta değil yakında görür. “Kişi sevdiğiyle beraberdir. Hadis-i Şerif”

Seyr-u süluk yolu son derece uzundur ve maksat, son derece yüksektir. Ortaya konulan çaba ise oldukça noksandır. Yolda karşılaşılacak ara menziller hedefe benzeme noktasında serap gibidir.

Ortadaki (konaklama yerlerini) sonuç, maksat olmayanı maksat sanmaktan benzerlik ve keyfiyettten münezzeh olanı benzer ve keyfiyetli olarak tasavvur etmekten ve hakiki maksada ulaşma esnasındaki duraksamadan Allah Subhanehu ya sığınırız.

Akıllı kişiye gereken ali himmet sahibi olmak, her karşısına çıkan ve kolay olan şeyle ikna olmamak ve matlubu (istenileni) ötelerin ötesinde aramaktır.

Bu himmete ulaşmak kendisine uyulan şeyhin teveccühüne bağlıdır. Şeyhin teveccühü ise müridin ihlası ve muhabbeti nispetinde olur. “Bu Allahın dilediğine vereceği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibir. (Cuma-4)”

Mektubat-ı Rabbani kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadir Gecesi Yapılacak İbadetler

Kadir gecesi yapılacak ibadetleri şöyle sıralayabiliriz :

“Kim inanarak, sevabını ancak Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.” (Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua)

Kadir Gecesi Yapılacak Duâ

“Allahumme inneke afuvvun kerîmun tuhibbul afve fa’fu annî.”

Anlamı:

“Allah’ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet.” (Tirmizi, Daavat, 12)

Kadir Gecesi Namazı Nasıl Kılınır?

Namazın Niyeti;
Niyet ettim Allah rızası için Kadir Gecesinin namazını kılmaya
……..
Namazın Kılınışı;
Birinci Rekatta Fâtiha-i şerîfeden sonra 12 defa Kadir Suresi okunur. ikinci rekatta Fâtiha-i şerîfeden sonra 11 defa Kadir Suresi okunur. Bu şekilde Fâtiha-i şerîfeden sonra okunacak Kadir sureleri her rekatta birer birer azaltılarak 12 rekat namaz kılınır. Kadir gecesi namazını kılarken her 2 rekatta bir selam verilir.

İki rekatta bir Tahiyata oturulur. Selamdan sonra on bir defa
“Allah-u Ekber , Alah-u Ekber, Lailahe illlahu valahu ekber Allah-u Ekber velillahi hamd” denir.

Bundan sonra 100 defa İşrah suresi 100 defa Kadir suresi okunur.

Kadir Gecesi namazı ikişer olarak kılınır. Bu namaz en azı iki rekattır. İstediğiniz kadar kılabilirsiniz. En çoğu 100 rekattır.

Her iki rekatta bir selam verilir. Hz. Peygamber’e salat-ü selam getirilir.

Namazdan sonra:

1 defa: “Allâhü ekber. Allâhü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber. Ve lillâhil-hamd”

100 “Elem neşrah leke sadrak…”
100 “İnnâ enzelnâhü fî leyletil-kadr…”

100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz’e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:

“Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühibbül-afve fa’fü annî” (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Mümkünse kandil gecesi bir de Tesbih Namazı kılmalıdır.

Kadir Gecesi Çekilmesi Gereken Tesbihler

*Hz Aişe (r.a) buyurdu ki: Ya Resullulah (S.A.V.) Kadir gecesine yetişirsem nasıl dua edeyim? dedim. Oda şöyle buyurdu; “Allahümme inneke afuvvün kerimün tuhibbül afve fağfü anni”
Anlamı: Allahım sen affedicisin, affetmeyi seversin beni affet. (Tirmizi)

*Laihahe illahül hakimül kerimü sübhane rabbis semavati sebği ve rabbi arşil azim.
Hz. Peygamber (S.A.V.) buyurdu: “Her kim bu duayı üç defa okursan sanki Kadir Gecesini idrak etmiş gibi sevaba nail olur.”

*Lailahe illallah
Kim sadakatla aşk ile Kadir gecesinde bu mübarek kelimeyi 3 defa söylerse birincisinde Allah Tealanın mağfiretine nail olur. İkincisinde cehennemden kurtulur, üçüncüsünde cenneti kazanmış olur. (Et-tuhfetül marziyye)

*Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyil azim.

ibadet kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »
%d blogcu bunu beğendi: