SONSUZLUĞA YOLCULUK

Mübarek cuma günüydü ve ezanın okunmasına çok az bir süre kalmıştı,tam camiye gidecekken çok sevdiğim bir öğrencimi gördüm ve ona dedim ki gel hadi beraber gidelim camiye, bana gülümseyerek şöyle dedi “hocam ben Allahın var olduğuna pek inanmıyorum…”bu söz beni kendi alemimde bilmediğim yerlere götürdü, derin derin düşündürdü ve sonra şöyle devam etti “Allahın var olduğu iki kere iki dört eder netliğinde değil…” bu sözleri duydum ve biraz sohbet etme fırsatı buldum ama ezan okununca başka bir zaman uzun soluklu konuşacağımıza dair sözleştik ve ben camiye gittim…

O gün anladım ki bizler inananlar olarak kendimize düşen vazifeleri layıkıyla yerine getirememişiz.Çünkü Allahın varlığına ve birliğine milyonlarca delil varken biz bunları anlatmada aciz kalmışız, kendi derdimize düşmüşüz…

O olaydan sonra düşündüm ve kendi anlayışımla ve acziyetimle Allahın varlığını ve birliğini kendi penceremden delillerle göstermeyi istedim, şimdi Yüce Yaratıcının ne kadar muhteşem bir Sanatkar olduğunu seyre başlayalım ve kısa süreli bile olsa bir ufuk turu yapalım…

Herşey tam olarak O anda başladı, sonsuz küçük hacimdeki fakat sonsuz büyük yoğunluktaki madde ve enerji yumağının, birdenbire kendi hacmine sığmayarak uzaya (yokluktan varlığa) büyük bir hızla taşması sonucunda mekan ve zaman boyutlarının oluşmaya başladığı anda kainatın yaratılış fitilleri yakıldı, burada en dikkat çekici olay sonsuz büyükle sonsuz küçüğün aynı anda ve aynı yerde bulunmasıdır.Bu olay meşhur “Big Bang” teoremi diye anılan olağanüstü, idrakleri zorlayacak bir olaydır öyleki biraz daha detaylara girmek gerekirse, Cenabı Allah (c.c) fizikte yokluk olarak tabir edilen bir zaman diliminde 10 üzeri -43 saniyelik (Planck zamanı) zaman diliminde yine hayal bile edemeyeceğimiz minicik bir mekanda yani 10 üzeri -32 cm’lik bir mekanda ve muazzam bir sıcaklıkta 10 üzeri 32 derecede yaratma sanatını gözler önüne sermeye başlamıştır (güneşin yüzey sıcaklığının 6.000 derece ve iç katmanlarının 20.000.000 derece olduğu göz önüne alınırsa ya da diğer bir ifadeyle güneşin iç katmanlarındaki sıcaklığın matematiksel olarak 2×10 üzeri 7 derece olduğu bilinirse acaba yaratılış anındaki o minicik zerrenin sıcaklığı ne kadardır ! Işte o küçücük zerrenin sıcaklığı güneşin sıcaklığının yaklaşık olarak 10 üzeri 25 katı daha fazlasıdır, kavrayabilmek adına bunu gösterirsek o zerre güneşten 10000000000000000000000000 (1 rakamının sağında 25 tane sıfır var) kat daha sıcaktır.Anlaması çok güç değil mi?!).

İşte SONSUZ KÜÇÜK bir MEKANDA, SONSUZ KÜÇÜK  bir ZAMAN DİLİMİNDE ve SONSUZ BÜYÜK  bir SICAKLIKTA ALLAH (C.C) MUHTEŞEM BİR ESER ORTAYA KOYMUŞTUR  ” KAİNAT ” …

Tabi bu yaratılış hemen olmamıştır aşama aşama gerçekleşmiştir kainat tam olarak 6 aşamada yaratılmıştır, yüce Kitabımız Kuran-ı Hakim bu konuyu açıklamıştır. “Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri 6 günde (yevm) yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’ tır.Ondan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır.Artık düşünüp öğüt almaz mısınız.”(secde-4) yine başka bir ayette “Doğrusu Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri 6 aşamada (yevm) yarattı.Sonra arşın üzerinden herşeyi yönetir.Onun izni olmadan kimse kendiliğinden aracılık edemez.Rabbiniz Allah işte budur.Ona kulluk edin, hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” (yunus-3) ayetlerin orjinal metnine bakarsak orada yevm kelimesinden bahsedilir, bu kelime arapçada “gün” anlamına geldiği gibi “aşama, kademe, devre…” anlamlarına da gelmektedir.Yani Allah(c.c) bu muazzam eserini 6 aşamada yaratmıştır bu artık fiziğin ispatladığı bir gerçek olarak literatürlere geçmiştir, burada ilginç ve hayret verici olan bundan yaklaşık 1400 küsür yıl önce Kuran-ı Kerim’in bu gerçeği söylemesidir.

Hayret verici olaylardan biriside bu denli ufak bir zerrenin çok hızlı bir şekilde kimyasal tepkimelere girerek sürekli büyümesidir ve bu büyüme halen de devam etmektedir buna “Genişleyen evren ” deniyor, yine bu gerçek te bundan 1400 küsür yıl önce bizlere açıklanmış yani akıl sahiplerine “Göğü biz kendi ellerimizle kurduk ve onu biz genişletiyoruz.”(zariyat-47) evet gerçekten de harikulade, evrenimizin boyutlarını tam olarak bilemiyoruz yani izafi olarak biliyoruz çünkü evrenin sınırı yok eğer varsa da onu görmeye biz insanların ömrü yetişmiyor neden mi? Çünkü dünyadan uzaya doğru bir yolculuğa başlarsak ilk karşımıza çıkacak olan engel dündaya kullandığımız uzunluk, zaman birimlerinin uzayda çok küçük kalmasıdır bu sebeple uzayda artık yeni bir hız dan bahsedilir bu hız meşhur ” ışık hızı ” dır ve saniyede 299.793 km’dir. Şu anda, evrendeki ikiyüz milyar galaksi (galaksi yıldız kümesi demektir ve bizim güneş sistemimizinde içinde bulunduğu samanyolu (milk way) galaksisinde bizim güneş sistemimiz gibi yaklaşık 200 milyar yıldız vardır) topluluğu içinde bulunan, orta büyüklükte bir galaksinin eteklerinde yer alan, orta ölçülerde Güneş ismindeki bir yıldızın etrafında dönen, orta boyutlardaki bir gezegenin üzerinde yaşamaktayız.İçinde bulunduğumuz evrenin boyutlarını, galaksiler ve yıldızlar arasındaki uzaklıkları düşündüğümüzde o evren içinde adeta bir “HİÇİZ”.Güneş sistemi içindeki gezegenimizin boyutları, galaksimiz ve hatta en yakınımızdaki yıldızların uzaklığı yanında çok ufak kalır.Sistemimiz içindeki en uzak gezegen olan Plüton bizden 6 milyar kilometre, bize en yakın yıldız ise bu mesafenin 7000 katı yani 6.000.000.000×7000=42.000.000.000.000 kilometre uzaklıktadır.Bize en yakın galaksiye ışık ancak 2 milyon yılda (ışık hızının saniyede yaklaşık 300.000 km olduğunu unutmayalım) gidebilmektedir.Büyüklük gerçekten dudak uçuklatan cinsten!

Eğer Big Bang’ den bir saniye sonra evet sadece bir saniye sonra genişleme oranında minicik yani milyon kere milyon kere yüz binde bir oranında (1/100.000.000.000.000.000) bir azalma olsaydı, evren genişlemesini keserek, kendi içine kapanır ve bugünkü durumuna gelemezdi!

Evet düşündüğümüz de kainatın tamamının bilgisinin (galaksilerin,yıldızların,dünyanın,insanların, bitkilerin,v.b.) o gözle göremediğimiz hatta algılayamadığımız zerrenin içinde mevcut oluşu Allahın varlığının en büyük kanıtlarındandır.Yüce yaratıcı Mülk suresinde “Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.” ne de güzel söylemiş.

Geçenlerde çok enterasan bir bilgiyle karşılaştım ve Yaratıcının muhteşem kudreti karşısında kendimden geçtim.”Dünya üzerindeki bütün kum taneleri kadar uzayda milyonlarca yıldız mevcut…”

Dünyamızın , Güneşle olan mesafesi ayrı bir mucizedir.Eğer biraz daha yakın olsaydık dünya yanar, eğer biraz daha uzak olsak dünya donar ve üzerinde canlı yaşamaya uygun bir gezegen olmazdı.Galile evrendeki bu güzelliği ve uyumu şu enfes ifadeleriyle özetliyor : ” Güneş her şeye rağmen sanki evrende yapacak başka bir şeyi yokmuş gibi, yine de bir salkım koruğu üzüm yapmak için aylarca uğraşır!”

Dünyanın en zeki insanı olarak gösterilen ve yaratılışı anlamada katkısı çok büyük olan izafiyet teorisinin sahibi ünlü fizikçi Albert Einstein’in söyledikleri çok ilginçtir “aklımın almadığı tek şey, bu koskoca kainat nasıl olupta aklımıza sığabilmiş olmasıdır.” başka bir sözünde ise “Allah hiçbirşeyi tesadüfe bırakmaz, çünkü Allah zar atmaz.” ve son olarak “Allah’ın düşüncelerini bilmek isterdim, gerisi ayrıntıdır…”

“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! ” (Al-i İmran-197)

“Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün biribiri ardınca gelişlerinde akıl sahiplari için, Allah’ın varlığını gösteren ayetler vardır.”(Al-i İmran-190)

evet yüce yaratıcı bizden düşünmemizi istiyor çünkü düşünen her insan bu kainatın muhteşem bir şekilde en ince detaylarına kadar hesaplanarak yaratıldığını anlayabilir.”Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.”(nisa-86)

Akleden hangi pencereden baksa Yüce Allah’a ulaşır eğer uzay boyutundan bakarsak hep bir ağızdan YA RAB!! KUDRETİN NE BÜYÜK…demekten kendimizi alamayız, kendi acziyetimizin farkına varırız.Eğer teleskopu bırakırda mikroskoba geçersek bu defa hücrelerin içindeki muazzam büyüklüğü keşfederiz ve sonsuz küçüklük içinde yine kaybolup hiç oluruz ve biraz daha derinlere dalabilirsek eğer kainatı oluşturan en küçük yapıların kütlesi ve hacmi olmayan enerji paketlerinin farklı titreşimleri olduğunu görürüz ve deriz ki YA RAB!! SEN YOKLUKTAN VARI YARATANSIN…insan yeterki görmek istesin,Mevlana hazretleri ne güzel söylemiş : ” sen iki elinle gözlerini kapadın diye dünya yok mu sanarsın…” , aslında herbir yaratılan bir alemdir bu konuda bize Hz.Ali efendimiz ışık tutmuş:”Sanırsın ki sen küçük bir cisimsin, oysa sende koca bir alem dürülmüştür.”

Allah dünyayı yaratmış ve ilk insan olan Babamız Hz.Adem efendimizi yeryüzüne göndermiştir ve mücadele o andan itibaren başlamıştır.Bütün Peygamber efendilerimiz (Allah hepsinden razı olsun) aynı mesajı insanlara tebliğ etmişlerdir o mesaj Allahın varlığına birliğine onun tek olduğuna ve dönüşün ona olacağı mesajıdır.Bizde bu gaye ile Rabbimizi layıkı ile tanımalı ona olan kulluğumuzu yerine getirmeli aynı mesajı tüm gücümüzle insanlığa iletmeliyiz.Uzay boyutunda düşününce gerçekten ademoğlunun yaşamı çok kısadır.Bu kısa dünya hayatını en verimli şekilde geçiren kurtuluştadır.Yaratılışımızın amacın Allaha yaklaşmak olmalıdır. “Yakîyn gelene kadar Rabbine kulluk et.”(Hicr-99) .İnsan Allaha ne kadar yaklaşırsa maddeden de o kadar uzaklaşır, bedene hapsolan ruhumuz beden hapishanesinden berat alır ve semayı, fezayı seyre çıkar herşeyin hakikatine varır baktığı herşeyde, yaratılan herşeyde Cenab-ı Mevlayı görür çünkü o yarattığı her eserine kendini mührünü vurmuştur.

“Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et”(bakara 147)

“Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” (bakara-194)

“Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin.Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin.”(al-i imran 26/27)

Ey Rabbimiz bize yakınlık ver ve seni hakkıyla bilmeyi nasip et ve bizden RAZI OL…

Yazan: Matematikçi Seyyid Ali Settar

6 thoughts on “SONSUZLUĞA YOLCULUK

  1. çok güzel paylasımlar bunlar herkesten allah razı olsun bizlieri bilgilendirdiginiz için Cenab-ı Allah butun inananları korusun

  2. Çok büyük bir tevafuk diyebilirim.Geçenlerde bir dost muhabbetinde aynı şekilde ateist arkadaşların tereddütlerinden bahsedilmişti.Şahsım adına çok üzülmüştüm.Yazınızın da bu konuya ışık tutması çok sevindirici.Ancak bunlar için de gören göz , duyan kulak, idrak eden akıl lazım . Rabbim şeytanın vesvesesinden cümlemize aman versin. Şeytana ve dostlarına karşı baslattığınız mücadelenizde de gayretinizi ve ilminizi artırsın…

  3. bügün insanlığın en büyük sıkıntısı ,şeytanın insanın kalbine üflediği inançsızlık hastalığıdır. bu konuya ışık tutmak ve şeytanı mağlup etmek gerekir.yazın çok güzel olmuş bu konudaki çalışmalarında başarılar dilerim.

  4. Dinin ilmi ve bilimi kapsaması gerekir. İdeal kişi bağnazlığa başvurmamalı, ilmi ve bilimi dini ile öğrenmeli ve yaşamalıdır.

    Din, ilim ile bilimin toplamıdır. İlimsiz veya bilimsiz din yoktur.

    Dini ve bilimi birbirinden ayrı tutmaya çalışan zihniyelere de güzel bir cevap olmuş yazınız.

    Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

  5. kaleminize ve yüreğinize sağlık, çok hoş bir yazı olmuş.
    yazınızdaki ve de satırlara sığdırılamayacak sayıdaki her muhteşem detay yüce Yaradanımızın mührünü taşıyor gerçekten de… ve bence her insan -ciddi bir sağlık problemi olmadıkça- inançsız olamayacak kadar zeki..
    Rabbimiz, sahip olduğumuz aklı doğru kullanmamızı ve de gözlerini kapamayı tercih eden kullarının bir an evvel gerçekleri görmelerini nasip etsin..

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s