EVLİLİK Mİ, EVCİLİK Mİ?

 

 

Hz. Adem yaratılınca , Allahu Teala meleklere Adem‘e secde emrini verdi.Çünkü Hz. Adem yaratılmışların içinde en şereflisi, en mükemmeliydi. Allahu Teala Adem’in başını kudret eliyle kendi yaratmış, O’na ruhundan ruh üflemişti.

Oyun ve eğlenmeden ibaret olan dünyada Hz. Adem eşi Hz. Havva ile  kulluk imtihanına tabi tutulacaktı. Ve mükemmel kul olmanın idrakinde bir hayatla, asli vatanlarına dönüp, Rablerine kavuşacaklardı.

Adem (a.s.) mükemmel şekildeydi. Çünkü Rabbimiz O’nu sıradan bir topraktan değil, pişirilmiş – olgunlaştırılmış bir topraktan , balçıktan yaratmıştı.  Zira sınav çetindi, dayanıklı olması gerekiyordu. Yaratıldığı aslı toprak gibi her sıkıntıya göğüs gerip, onu güle – meyveye çevirmesi bekleniyordu.

 Havva (a.s.)  ise daha değişik fıtrattaydı, cennette yaratıldı.  Mükemmel diyarda; kusurların, sıkıntıların, üzüntülerin olmadığı ferahlık diyarında.  Allah O’nu Adem (a.s.)’dan yarattı ki, Adem’in vatanı olan dünyada zorluk çekmesin diye. Can Dündar’ın deyimiyle; kol altından yaratıldı, korunsun diye; kalp seviyesinden yaratıldı , sevilsin diye.

Evlilik Adem babamız ve Havva annemizin sünnetidir bizlere.

 Bir kız ve bir erkek hayatlarının baharında bir araya gelerek , geriye kalan ömürlerini aynı bahar coşkusuyla geçirmeye karar verirler. Yalnız farklı karakterde ve farklı hormonsal boyuttaki iki insanın 40 yıl aynı yastığa mutlulukla başkoymayı başarması, güncel tabirle “Oxford’ta okumaktan’ daha zordur. Çünkü hep ‘BEN ‘ iken artık ‘BİZ ‘ olmuşuzdur. Büyük cihada çıktığımız,düşmanımız olan nefsin parolası ‘BEN’ i, Kur’an’da dinlediğimiz Rabbimizin dili ‘BİZ’ e çevirebilmek. Hemhal olabilmek, iki yarımken bir elma olabilmek . Bu iş sonucunda da eli öpülesi bir evlilik ve toplum oluşturmak. Maddeye ruh, evliliğe kudsiyet kazandırabilmek.

 Eşlerin elele vererek kurduğu bu müessesede aslında kadın – erkek ayırımı yoktur. Bu yuvanın tuğlalarını eşler beraber taşıyıp, duvarını beraber öreceklerdir. Zira Rabbimiz ‘elestü birabbiküm’ derken ruhlara, kadın – erkek ayırımı yapmamıştır. Hitap geneledir. Evlilikte de hitap geneledir. Ancak görev dağılımı farklıdır.İşte sorunlarda burada , sınırların belirlenmesinde ortaya çıkıyor. Nefis hemen devreye giriyor ve ortalık kızışıyor.

Hiçbir zaman kadın erkek gibi, erkekte kadın gibi düşünemiyor. Aslında doğal ve doğru olan da bu.  Ancak hep kendisi gibi düşünsün , istiyor, eş. Beklentiler, hayaller bu durumu kovalarken de , aşılamayan problemler ortaya çıkıyor. İki ayrı parçadan tamamlanmaya çalışılan , güzel elmaya , nefis ve şeytan açık bir delikten kurt gibi süzülerek, onu çürütüp , çöpe attırıyor. Bu delikte eşlerin farklı beklentilere girip, hoşgörü ve anlayış eksikliğiyle oluşuyor.

 Halbuki evlilikte erkek aklı temsil ediyor, kadın ise kalbi. Erkek seven taraf, kadın ise sevilen. Fakat fıtratta her ikisi de aynı akla ve imana sahip. Üstünlük sözkonusu değil sadece evlilikte alınan roller farklı.

 Zamanla insanlar asli amaçlarından uzaklaşıpta , dünyaya daldıklarında , evlilikteki ‘BİZ’ i de unutur hale geliyorlar.  Artık  ‘erkek için saçını süpürge etmeye değmez.’  ‘kadın değil mi, boşar bir daha alırsın.’ a dönüyor hayat. Çünkü evlilik Allah için değil,nefisler için yaşanıyor. Ve belli süre sonunda da nefis bu durumdan sıkılıyor. Büyüklerin tabiriyle; ’ sen hot , ben hot ,ata kim dökecek ot ’  oluyor beraberlik.Yuvanın bekası için gerekli dinamizm de sona eriyor. Sonrası ise malum bozulan bir yuva.

 Genelde insan ; ortalama 15-16 yıllık  tahsil hayatında ne çok şeyden ödün verip, emek harcayarak, sonunda bir mesleğe sahip olmuş ve yoluna devam etmiştir. Daha hayatının gençlik döneminde böyle bir başarıyı elde eden insan, olgunluk dönemini geçireceği evliliğinde,  bu aklını iyi kullanamamıştır.

 Evliliğin duygusal boyutunu temsil eden kadın, züccaciye dükkanı gibidir. Teşbihte hata olmazsa, hassasiyet, itina isteyen davranışlarla yaklaşılması gerekilen kadına, erkek deveyle dükkana girer gibi paldır küldür hareketlerle yaklaşmamalıdır. Kadında erkeğine itaat göstermeli, eğe kemiğinden yaratıldığını unutmamalıdır. İtaat kölelik ya da eziklik demek değildir. Kabiliyetlere göre görev dağılımıdır.  Birbirlerini sorgulamamalı , dırdır etmemeli, sonuna kadar güven duymalıdırlar. Kur’an’da ‘eşlerine düşkün…’ diye nitelendirilir huriler.  Eşler bunu kendilerine ilke kabul edip,cennet hayatını dünyada yaşamalı ve yalnızca birbirlerine düşkün olmalıdırlar.

 Kul olarak eşler her işte olduğu gibi evlilikte de Allah’ın rızasını gözeterek , nefsi ve Hannas’ı aradan çıkararak, mükemmel kulluğa ve ideal evliliğe ulaşmalıdırlar. Bu yuvada yetişen nadide çocuklar ve mis kokulu güzel toplumlar. Sonuçta da Rabbimizin nazarında takdirin kazanıldığı mükemmel yuvalar.

 O halde en güzel yaşlarımızı dırdırlarla , gözyaşları, hayal kırıklıkları ile değil; salih ve saliha evlatların büyüdüğü , tek bedende kamil sevgiye erişerek, bu mutluluğu yaşayarak geçirelim.

 Böyle ulvi bir yaşantı olan evlilik , asla şeytanın ve nefsimizin kışkırtmalarıyla sarsılmamalı, yıkılmamalı, evciliğe dönüşmemelidir.

 Vesselam

Mimar Seyyide Rana Kübra

 

13 thoughts on “EVLİLİK Mİ, EVCİLİK Mİ?

  1. Sevgili Peygamberimiz (SAV)’in hanımlarına karşı davranışlarını biraz araştırdım ve de öğrendiklerim beni iki cihan serverine bir kez daha hayran bıraktı. Hatırımda kalanlardan bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim.
    Örneğin kendileri hanımlarının yanına gelince onları öper, başlarına omuzlarına dokunup selamlar ve hallerini sorarmış.
    Hanımı üzülüp ağladığında gözyaşlarını mübarek elleriyle silermiş.
    Devamlı onlarla sohbet eder, şakalaşırmış.
    Bir davet aldığında hanımı da gelirse katılabileceğini söylermiş.
    Evişlerinde hanımlarına yardım edermiş.
    Onlara daima hoşgörülü davranır, hanımlarının akrabalarına da iyi muamele edermiş.
    Hanımının su içtiği kaptan ve onun dudağının dokunduğu yerden içip, onun yediği taraftan yemek yiyerek sevgisini gösterirmiş.
    Ailesinin eğitim ve terbiyesinde daima yardımcı olurmuş.
    Ve de hanımını bineğine alır, hatta deveye binerken mübarek dizlerini birleştirip hanımının çıkmasına yardım edermiş.
    Muhteşem değil mi? Mübarek, hanımlarına bir bayan olarak tam da bizim ihtiyaç duyduğumuz şekilde muamele ediyormuş. Özellikle deveye hanımını bindirmek için dizlerine çıkararak yardım etmesinden ben çok etkilendim. Yani günümüze uyarlarsak bir erkeğin arabaya binerken hanımının kapısını açmasına benziyor. Ve soruyorum günümüzde hangi erkek hanımına böyle davranıyor? Elbette ki, bir bayanın da eşine karşı gereken saygıyı göstermesi ve sorumluluklarını yerine getirmesi şart. Fakat konunun benim anlatmaya çalıştığım boyutu o değil.
    Ama sevgili Rana Kübranın da yazısında belirttiği gibi, kadın ve erkek bambaşka dünyaların insanları..Erkek dünyada yaratılmış, kadınsa Cennette..Bu nedenle kadınların duyguları, ihtiyaçları ve beklentileri çok farklı.
    Erkeğin eşine şiddet uygulamasını da bir kenara bırakın, ben etrafımda, eşine kadın ruhunu bu kadar okşayıcı şekilde muamele eden erkeklere çok ama çok az rastlıyorum.
    Yüce Allah, cümlemize gerçek anlamda İslamı ve Peygamberimizin güzel ahlakını öğrenmeyi ve yaşamayı nasip etsin…

  2. EVLİLER OKUYUN….. BEKARLAR DERS ALIN…..
    Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş.Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğ…im bir kurum benim için.. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da…
    Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan… Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
    Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın… Ya da yumuşatıyorlar. Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı…
    Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmişi olur muymuş, evde kalmakmış layıkı….
    Esim benden 2 yas büyük; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü… Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti.’ Ooo Can bey kapmışınız çıtırı ‘ esprilerine muhatap dahi oldum. Eşim üç üniversite bitirdi; ben bir taneyi 9 senede bitirdim..Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım…
    “Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır” der Halil Çibran…
    Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o ” haklısın bir tanem…” dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda ” ama bi de böyle düşün ” de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta…Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon , kim bu saatte arayan karsı cins diye sorgulamadık da ama… Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’ ve güvenin ardına saklanmış bir ‘saygı’ vardı daima… Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede… Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktık… Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bir gece, misafir odasında… Gece yarısı kapı açıldı, eşim; ‘Ne yapıyorsun burada?’ diye sordu. Kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bir sesle… Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı, elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim’ dedi…
    Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yatma saatine kadar sürecek… Ve bence doğrusu da bu… Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç… Kırsak da zaman zaman kalplerimizi,
    asla kin tutmadık birbirimize…
    Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede… Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Ne de olsa bizim oyunumuz du oynanan… Evlilik; hesapsız içine alınması gereken bir oyun bence… Topluma
    kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle… Sadece gönlünüzden geçtiğince…
    Dediği gibi Ataol Behramoğlu’ nun ; ‘ Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

    CAN DÜNDAR Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder. Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır…….

  3. Büyük Cihan Padisahi Kanuni Sultan Süleyman’in ve büyük aski HürremSultan’in bir kiz cocuklari gelir dünyaya.
    Efsane bir askiın meyvesidir bu cocuk ve bu yuzden belki efsane asklarin en emeline nail olanina, en masalsi olanina ithafen ismi Mihrimah konur.
    Mihr-u Mah Farsca da “Gunes + Ay” demektir.
    Zaman hizla gecmis Mihrimah Sultan buyumus 17 yasina gelmistir ki o zamanlar icin evlendirilmesi uygun olan bir yastadir. Iki talibi olur;
    biri Diyarbakir valisi Rustem Pasa’dir, digeri ise saray’in basmimari Mimar Sinan…
    Padisah biricik kizini Rustem Pasa ile evlendirir.Sinan evlidir ve 50 yasindadir ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a deliler gibi asiktir.Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile asik oldugu Mihrimah Sultan’a kavusamamistir, fakat ona olan askini olanca guzelligiyle sanatina yansitmistir.
    Istanbul’un en guzel yerlerinden birine, Uskudar’a, Mihrimah Sultan adina bir cami yapmasi istenir kendisinden. 1540 yilinda insa etmeye basladigi cami’yi 1548 yilinda tamamlar. Cami insa edilirken bir yandan kendi askini anlatir hic suphesiz ve eserine sanki “eteklerini giymis bir kadinin dis cizgilerini verir.
    Bahsi gecçen bu cami 2 Minareli olup,padisah fermani ile yaptirilan bir eserdir, ama Sinan’in soyleyecekleri bununla bitmemis olacak ki…
    Bu eserden 14 yil sonra o gune kadar ilk defa, padisah fermani olmaksizin, Edirnekapi’da surlarin yakinina, pek kimsenin ilgilenmedigi issiz, yalniz ama Istanbul’un en yuksek tepesi olan bir yere, sanki askinin gizli, issiz ve yalnizligini ama bir o kadar buyuklugunu haykirmak istermiscesine ikinci bir eser yapmaya koyulur… Mihrimah Sultan’a.
    Derler ki; cami Mihrimah Sultan’in o duru, gösterissiz ve bir o kadar asil guzelligine istinaden kucucuktur ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin uzerindeki 161 pencere ise ic guzelliginin ne kadar aydinlik ve berrak oldugunu temsil eder; bu sayede gun isiginin her kösede adeta dans ettigi kadinsi edali.(O tarihte bu acikliktaki ve bu kalinliktaki bir kubbeye o kadar
    pencere, dunya uzerinde sadece Mimar Sinan tarafindan yapilabilirdi.)
    Cami icindeki sarkitlar ve minare kenarlarindaki upuzun islemelerde de Mihrimah Sultan’in o guzel ayak topuklarini doven,upuzun saclari tasvir edilmistir.
    Ve yine denir ki, Mihrimah Sultan’in toplumdaki konumu iki minareli cami yaptirmaya yetmesine ragmen, yalnizligini simgelemesi anlaminda tek minareli yapilmistir bu cami.
    Ama Sinan ask’ini oyle sihirli bir tilsimla muhurlemistir ki, bu sirra erene askolsun! Sasirmamak,o sevdalarin naifligine imrenmemek elde degil. Sinan Usta’nin ask’inin vesikasidir sanki…
    Iki caminin de yerleri ozenle secilmistir:
    Günesin dogum ve batim yerleri tespit edilerek yapilmis camilerdir. Edirnekapi’daki Mihrimah Sultan Camii’ni ve Uskudar’daki Mihrimah Camii’ni ayni anda gorebileceginiz bir yer secin. Gunbatiminda (elbette, yilin sadece bir gununde ki, o gun 21 Mart gunudur; yani gece ile gunduzun uzunlugunun birbirine esit
    oldugu gundur. Ve tabii daha ilginc yani, o gunun Mihrimah Sultan’in dogum gunu olmasidir! Mihrimah Sultan bir Nevruz gunu dogmustur.
    Goreceginiz muhtesem manzara sudur:
    Edirnekapi Camii’nin tek minaresinin arkasindan tepsi gibi kipkirmizi gunes batarken, Uskudar’daki Camiin minareleri arasindan ay dogar!Yani Mihr- u Mah = Gunes ve Ay
    Bu nasil bir hesaplamadir, nasil bir hesaplasmadir, nasil bir guzellik anlayisidir? AŞKOLSUN!
    Evliliklerdede zaman zaman sık sık AŞKOLSUN diyorum..

  4. Evliliğin tuzu-biberi olan kızgınlık ve küskünlüklerde,aynı yastığa bir ömür başkoyabilmek için,asla yatakları ayırıp,geceyi başka odada geçirmemelidir. Zira bir büyüğümüzde şöyle demiştir, küslük 3 gün değil aslında maksimum 3 saat olmalıdır. Şeytan etrafta kol gezerken süre uzatmak iyi bir davranış değildir.

  5. Evlilikte eşler birbirlerine olan sevgilerini ve bu sevginin, her iyi hareketi Allah´ın rızasını elde etmek gayesiyle artırıp korumayı ,birbirlerine gene Allah (c.c) rızası için hürmet etmeyi ,her ailede zuhur edebilecek olan ufak tefek sinirlilikleri büyütmeden,uzatmadan muhabbetle söndürüp gizlemeyi ,birbirlerine karşı muameleleri kendi yakınlarına dair kimseye şikayetçi olmamayı ,her çilede başkalarını karıştırmadan sabırla katlanmayı, saygı ve sevgiyi yitirmemeyi ,her halimize şükretmeyi tavsiye ediyorum.
    Saygılarımı arz ederim… Seyyide Meryem

  6. Seyyid Ebu Kasım Saltuk ve Seyyide Rana Kübra nınn yazıları muazzam güzel bir kalpten gelen yazılar olsa gerek diye tebrik etmek istedim. ne güzel düşüncelere ki eşleriniz nasıl şanslıdır ve sizlerde bir bütün olduğunuz eşlerinizden dolayı sizlerde ne kadar şanslısınız… evliliklerinizdeki mutluluklarınız daimi olsun…. selametle….

  7. cennet annelerin ayağı altındadır.buyurulan o yüce gönül sahipleri annelerin anneler günü kutlu olsun.şunu unutmayın eşlerinizde çocuklarınızın annesidir.

  8. insanın evi cennettir,o evde melekler varsa o ev nur evi .huzur evi olur. çünki melekler nurdan yaratılmışdır.aksi durumda şeytanlar var ise onun vesveseleriyle ev cehenneme dönüşür,zira şeytan ateşden yaratılmışdır,onun en sevdiği şey nur evinin ateşe verilmesidir.vesselam

  9. evlilik paylaşımdır, iki yaşamı bir hale getirmektir. Hayatı çekilmez hale getirmemektir. kocası karısına hizmetçi görevi gösterip yanında dayakla yaşamı berbat etmek kadında kocasını aşağılar dır dır etmekten zevklenmek değildir. eee evliliklerin çoğuda güzellik, para, makam üzerine kurulduğu için evliklerin çoğu böyledir. Kıyamette yaklaştığımız şu günlerde de bekarların sayısının artması evliliklerin hiçte harika bir kurum olmadığınını açıklar gibi gelirken tabi ki ardından çeşitli zinalar takip eder. Ne erkek önce tanığın süperman den akuya dönüşmüş, ne de kadın güzellik kraliçesiyken çirkin bety olmuş değildir. Evlilikte sünnetullah çizgisini aşmadığın sürece eşin daima süpermanin yada baş tacındır. Eğer evlenemiyorsan NUR SURESİ 30, 31, 33 ayetler size yetmez mi ey insanoğlu. Not:kötülük ve çirkinlik yaşam kaliteni bitirir…

  10. kalpten gelen duygu yoğunluğunu,dilde sözcüklere dönüştürmüş ve hakikati beliğ bir ifade ile tercüme etmişiniz. allah cc ilmininizi arttırsın.

  11. İncil’de
    1.Ko.7: 4 Kadının bedeni kendisine değil, kocasına aittir. Bunun gibi, erkeğin bedeni
    de kendisine değil, karısına aittir.
    1.Ko.13: 4 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.

  12. 34. Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar……..
    Nisa suresi

  13. çok güzel yazmışsınız ,insanların en hayırlısı eşlerine karşı en güzel şekilde davranan ve edepli olan insandır.evliliğin edebi eşlerin birbirini üzmemesidir.sana yapılmasını istemediğini sende eşine karsı yapma.ona karşı şüpheci olma ,zandan sakın .güvensizlikle kurulan ev ,temelsiz .direksiz kurulan ev gibidir.karşıdaki eşiyinde bir insan olduğunu unutma.sopa ne eşeğe ne insana yakışır.insana yakışan güzel bir gönül alma veye güzel bir sözdür.gerçek sanatkar nasıl işine titizlikle eğilerek onu engüzel şekilde ortaya çıkarmaya çalışıyorsa,iyi bir eşde eşine karşı en güzel duygularla samimi davranmalı onu üzmemelidir.

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s