MİRACIN KUTLU OLSUN YA RASULALLAH

Alemlerin hatırına yaratıldığı bir muhabbet deryasıdır O. Aşıkların kordan gönüller ile yöneldikleri kıblegahtır O. Rahmet pınarlarının nehirler oluşturarak en son döküldüğü ummandır O. Gözlere nur, gönüllere sürur olan çizilmiş en güzel resimdir O. Alemlerin efendisi, canların canı, sevgililer sevgilisinin göz bebeği, Muhammed Mustafadır O.

Diller O’nu anmakla şereflenirken. Gönüller, O’nu hakkı ile idrak edip, anlatamamanın hüznüyle mahzundur. Çünkü O’nu hakkıyla akıllara anlatacak ne bir kelam, nede bir yazı mevcuttur. Sırlar deryasının kaynağında O’nun ismi vardır.

Ebu Hüreyre ra’ın “Ben, Resûlullah sellallahu aleyhi ve sellem’den iki çeşit ilim aldım, bunlardan biri size anlattığım ilimlerdir, ikincisini ise söylersem boğazımı keserler, ikinci ilim esrar ilmidir. Herkes bunu anlayamadığı gibi ALLAHu Tealâ da onu herkese vermez.”  Sözlerinde olduğu gibi Efendimizi dünya ilmine sığdırarak anlattığını düşünenler, onun sadece gölgesini anlatmış olurlar. Onun bir de batın alemine bakan sırlı yönü vardır. O yönü, sadece onun ehli olan bilir. 

Efendimizin hakikatini bilen, yürekleri baştan sona aşk kesilmiş, Hakkın Ehli olmuş olan sadık dostlar ise(başım onların ayakları altındadır) insanların idraklerinin kaldırmayacağı düşündüklerinden dolayı O’nun batıni yönünü kelimelere dökmemişlerdir. Ama onlarda üzerinde taşıdıkları dayanılmaz ağırlıktaki bu büyük sırrı, bazı zaman dillerinin ucu ile sevenlerine anlatmışlardır.

Bu anlattığımız aşıklarından biri olan Hasan Sezai Gülşeni Hazretleri kendilerine açılan sırlar perdesinin arkasından, O’nun esrarının bir cüzüne vakıf olup, kendinden geçmiş bir vaziyette Efendimiz hakkında şu beyiti yazmıştır;

Muhammed’dir, Cenab-ı Hakk’a mirad(Ayna)

Hak Tecelli etti ondan bizzat.

Dedem Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri Efendimiz ile Cebrail Aleyhisselam arasında geçen sırlarla dolu bir menkıbeyi bizlere şöyle anlatmıştı;

Bir gün Efendimiz, Cebrail Aleyhisselam’a; “Ya Cebrail! Sana bu Kuran-ı Kerim ayetlerini kim veriyor biliyormusun? deyince Cebrail Aleyhisselam “Ya Rasulallah, sana getirdiğim vahiyler bana bir perdenin arkasından uzanan sağ elin avuçları içerisinde veriliyor”. Diye karşılık veriyor. Efendimiz, Cebrail Aleyhisselam’a O zaman bir sonraki vahyi getirmeden önce o perdeyi arala ve bir bak. Sana vahyi uzatan o el kimin eli. Cebrail Aleyhisselam bir sonraki vahiy gününde, Efendimizin bu sözleri üzerine vahyin kendine sunulduğu perdeyi aralıyor ve karşında Efendimizi görünce hayrete düşüyor ve Efendimize Ya Rasulallah vahyi alanda sensin, verende” deyince Allah Rasulü Cebrail Aleyhisselam’a tebbesüm ile karşılık veriyor.

Efendimizi ve Onun bize davet ettiği Alemlerin Yaratıcısı olan Yüce Rabbimizi hakkıyla anlayan ve idrakine varanlar Ayeti kerimede zikredildiği üzere Alimlerdir. Onların en belirgin özelliği ise gece-gündüz Rabbin Ayetleri üzerinde derin derin düşüncelere dalmaları ve o ayetleri idrak süzgecinden geçirerek hayatlarına yansıtmalarıdır.

O alimler muhabbeti Rasullahta öyle kaybolmuşlardır ki. Kuranı Kerim’in ayetleri içerisinde her şey ona Rasulullah’ı çağrıştırır. Mesela Ayeti Kerime’de Allah Gecenin en karanlık anına yemin edirken o aşık ayetin tefsirinde Cenabı Hakk’ın Hazreti Muhammedin saçlarının siyahına yemin ettiğinden bahseder.

Bir başka Ayette insanın pişmiş çamurdan yaratıldığından bahsederken. O aşık çamura duruş kazandıran ateşin Muhammed’e duyulan muhabbet ateşi olduğunu düşünür.

Cenab-ı Hak Ayeti Kerimede Tarık Suresinde Gökleri delen yıldız derken o Aşık ayetin tefsirinde Efendimizin ümmetini düşündüğü an gözlerinin gökleri delecek azamette parladığını düşünür.

Kısacası aşıka her yol maşuktur. Çünkü Allah Şura Suresinin 23. Ayeti Kerimesinde efendimizin bizlere anlattığı bunca hakikat kaşılığında inananlaradan Bir şey istemesini emrediyor “Kendine ve ehline karşı sevgi beslemek”.

Bu Ayeti Kerime’ye müsavi bir Hadisi Şerifte Efendimiz ümmetine; “Sizden biri, beni, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz.” derken iman etmişlerin büyük bir sevgi ve muhabbet ile gözlerini karartarak Efendimize bağlanması gerektiğinden bahsetmektedir.

Ona beslenen sevginin haddi ve hududu olmaz. Çünkü Ahzap Suresi 56. Ayeti Kerimesinde “Şübhesiz ki Allah ve melekleri o peygambere çok salât (ve tekrîm) ederler. Ey îman edenler, siz de ona salât edin, tam bir teslîmiyyetle de selâm verin.” derken Allah’ın bizzatihi melekleri ile birlikte O’nun ismini zikrettiğinden bahseder. Bu nasıl bir beşerdir ki, yaratılanlar içerisinde sadece ona has bir hal ile kutsiyet ötesi makamlarda ismi zikredilir ve onun ismin zikredilmesi tavsiye edilir.

Ya Rasulallah! seni hakkıyla anlayamadığım, yıllarca seni anladığım düşüncesi ile gezdiğim için senden binlerce defa özür dilerim. Bana zatının zahir ve batın yönünü göster. Beni ve seni sevenlerini sana ümmet olma şerefinden mahrum bırakma. Peygamberlerin bile senden şefaat istediği o günün telaşında bizleride unutma efendim. Bu niyazımı hasretle öptüğüm ellerinde Cenab-ı Hakka teslim et.

Ey Allah’ım! Efendimizin Miracının 1391. senesini kutlayacağımız önümüzdeki salıyı-çarşambaya bağlayan gece. Gönlümüzü miraca yükselecek durulukta safileştir ve bizlere acı merhamet et. Sana layık olmayı ve gerçek manada kul olmayı bizlere nasip et amin….

Yazan: İnş. Müh. Talha Yasin

3 thoughts on “MİRACIN KUTLU OLSUN YA RASULALLAH

  1. Resulullah’a olan aşkınız öyle kutsal ki,kaleminizde cuşa gelen duygularınız, gönül telimizi titretti.Duanıza canı gönülden iştirak edip, o dar günde unutulmamayı, Resul-i Zişan’dan biz de acizane yakarışlarla diliyoruz.

  2. Bir kum tanesi olsam, Miraç’a çıkarken yapışsam mübarek ayaklarına…
    Hiç bırakmasam ve şahit oluversem, kimsenin şahit olamadığı sırlara…
    Ebubekir olsam, “sadakte” diyebilsem, özümle, sözümle, yaşantımla…
    Bir bulut olsam, onunla hicret etsem; hüzün şehrinden nur diyarına…
    Ey Dürr-i Yekta, Muhammedü’l-Mustafa… Sallallahu aleyhi ve sellem.
    Ağlayıversem, “çok özledim, hasretim!” desem… Acaba ümmetliğine kabul eder misin beni?!..
    Deniz dalgaları adedince salat ve selam senin üzerine olsun Ey Mübarek Sultan(SAV)!

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s