“EY ADEMOĞLU! SEN BİR GÜNEŞSİN, IŞIĞINI KAYBETME.”

Kutbuzzaman Seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin Şeytanın, İnsanoğlunun gönlündeki iman nurunu(ışığını) söndürmek için Adem’in sadrına üflemiş olduğu inançsızlık küfrünü aşikaren gözler önüne serecek, çağın küfür karanlığını aydınlatacak, onların sağlam zannettikleri isyan kalelerini yerle yeksan edecek altın kıymetindeki sohbetinden bir bölüm…

18 Bin Alemin yaratilisindan (Evrenin) günümüzü kadar 14 Milyar sene, dünyamızın yaratılışından ise 4 Milyar sene geçmiş bulunmaktadır. Hadis kaynaklarına bakacak olursak; Biz Adem evlatlarının, dünya arzında yaşadığı zaman dilimi ise 7000 seneye yaklaşmıştır.

Bu konu ile alakalı Enes Malik ‘den rivayetle. “Resulullah (S.a.v.) buyurdu: dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.( Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)”

Bayezid Bistamî Hazretleri, Miftahu’l-Cifr adlı eserinde “Sabiler ve diğer üç semavî dinin mensuplarının dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunda ittifak halindedir.” diye söylemiştir.

Bu bilgiler ışığında bakacak olursak günümüzde bulunan yüz binlerce veya milyonlarca yıllık insana benzer fosillerin bulunmasi ne anlama gelmektedir?

Bu sorunun cevabını bizlere Kuran-ı Kerim şöyle vermektedir: Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.(Bakara Suresi 21. Ayet)”

Bu Ayet-i Kerime, Ey insanlar! hitabıyla Adem Neslinden öncede dünyada yaşamış ve tecessüm(cisimlendirilmiş) ettirilmiş, vahye muhattap nesillerin yaratıldığına işaret etmektedir. Bir başka Ayette ise:

İlim, kudret, sonsuz güç ve irade sahibi olan Rabbimiz, Arzda Halife yaratacağını söylediğinde: Meleklerin hafızalarında,  daha önce yer yüzünde yaşayıp, kan dökmüş ve bozgunculuk çıkarmış olan bir neslin hatıraları canlanmış ve bu konu hakkında görüşlerini Alemlerin Rabbine taşımışlardır.(Bakara Suresi 30. Ayet)

Melekler kendilerine öğretilen bilgiler haricinde herhangi malumata sahip varlıklar değillerdir. Demek ki, Adem yaratılmadan önce yer yüzünde kan dökmüş ve bozgunculuk çıkarmış bir neslin varlığından haberleri var ki, onları Adem Nesli ile kıyas edebilmişlerdir.

Bu Ayetler, fosil kayıtlarda bulunan yüz binlerce yıllık kemiklerin biz Adem Nesline ait olmadığının bir kanıtı niteliğindedir. Evrim düşüncesini savunan araştırmacıların söyledikleri gibi: İnsan, maymunların atalığını yaptığı  bir sitem içerisinde evrilerek bu günkü modern halini almamıştır. İnsan, yaratılırken hem zahiri, hem de batını manada ekmel(kusursuz) bir yaratılışla tasvir edilmiştir. Bu mükemmelliğe Alemlerin Yaratıcısı olan Rabbimiz Yüce Kitabında Şöyle dikkat çekmiştir: “Andolsun, biz insanoğlunu mükerrem(saygı değer) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.(İsra Suresi 70. Ayet)”

Adem Nesli kemal bir yaratılışla yaratılmıştı çünkü: Özüne dolan Rabbani nefes ile tazime layık bir hal kazanmış ve Adem Safiyyullah babamız, konuşması emredildiğinde melekleri dahi  hayran bırakacak bir belagat ile hitap etmiştir. Hatta Melekler bu fasih anlatım karşısında Alemlerin Rabbi olan Allah’ımıza hitaben “Seni bütün noksanlıklardan uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapansın(Bakara Suresi 30. Ayet)”diyerek yaratılıştaki mükemmelliği tasdik etmişlerdir.

İşte şeytan, bize olan aşikar düşmanlığını kurmuş olduğu tuzaklar ve gizlenmiş olduğu maskelerin arkasından devam ettirmektedir. Evrim masalı onun kullanmış olduğu silahlardan yalnızca bir tanesidir. Rahmetli Necip Fazıl’ın “Oluklar çift, birinden nur akar, diğerinden kir” mısralarında dediği gibi şeytan, isyan kanalından küfrünü akıtmaya devam etmektedir.

Bu işi yaparken de, insanın gönül teline dokunur ve küfür namelerini terennüm eder. İnsanoğlunu yürümekte olduğu nur yolundan alıkoyar, kendi istikameti olan nar yoluna ilhak(bağlar) eder. Şems suresi 8. Ayette  işaret edildiği üzere kötülüğü telkin etme şeytanın işidir. İbnü Mesud’dan (r.a), rivayet edilen şu Hadis-i Şerif bu ayetin tefsiri niteliğindedir:

Kalpte iki duygusal hareket vardır. Biri melekten gelir (rahmanidir), hayra yönlendirir ve hakkı tasdik eder. Diğeri de düşman olan şeytandan gelir. İnsanı kötülüğe sevkeder, hakkı yalanlar ve hayırdan alıkor (İmam-ı Tirmizi)”

Kuran-ı Kerim’in tabiri ile şeytan bizim apaçık bir düşmanımızdır. O ve dostları, onları göremeyeceğimiz yerlerden bizleri gözlemekte, zayıf bir anımızı bulduklarında ise bütün güçleri ile iman kalemize saldırmaktadırlar.

Düşmanımızın oyunlarına karşı uyanık olmak durumundayız. Şunu iyi bilmeliyiz ki, şeytanın işlerinde daima ayrışma ve karmaşa vardır. Eğer bir ortamda insanlar, ittifak edemeyip, muhabbetle birbirlerini dinleyemiyorlarsa. Bu,  şeytanın oyununa geldiklerinin bir göstergesidir.

Günümüzde insanlar farklı dinlere, farklı mezheplere hatta farklı kavimlere ayrılmış. Birbirlerini anlamaktan çok uzak, düşmanca bir yaklaşım içerisine girmişlerdir. Hiç şüphe yok ki, bu olaydan en fazla rahatsızlık duyan Rahman iken, bu işten en fazla haz alan ise, şeytandır.

Şeytan, üzerimizde bulunan ve Rabbimizin bize kudret eli ile giydirdiği takva ve nur elbisemizi soyarak, kendi üzerinde giymiş olduğu lanet ve zulümat elbisesini giydirmek istemektedir.

Bu durumda, biz insanoğluna düşen vazife ise; düşmanımızın hamlelerine karşı uyanık olmak ve O’nun adımlarının takip etmemektir. Kim Şeytan’ın adımlarına tabi olursa sonu muhakkak ki hüsran olur. Kim de, Rahman’ın adımlarına tabi olursa Altından ırmaklar akan Cennetlere müşteri olur. Az bir dünya menfaati karşılığı, Hakkı ve hidayeti, dalalet ve azaba değişmemek gerekmektedir.

Göz açıp kapama süratinde geçen dünya zevklerini, ahiretin sonsuz ve sorunsuz güzelliklerine değişmemek lazım gelir. Etrafına miyop(uzağı görmeme, yakını görme) bir gözle bakan nefsin gözleri ile bakarsan ancak yakın dünya zevklerini görüp, ahiret nimetlerini göremezsin. Tak Rahmanın sana verdiği Kuran gözlüğünü, bir bak uzak ufuklara, sana vaad edilenlere. Bir daha dünya zevklerine prestij etmezsin. Sen baki bir alem için yaratılmışsın, fani alem senin isteklerine karşılık gelmez. Ey Ademoğlu! Uyan, dalmış olduğun uykundan. Rabbin senin yolunu gözlemekte.

“EY ADEMOĞLU! SEN BİR GÜNEŞSİN, IŞIĞINI KAYBETME.”

Yazan:İnş Müh Talha Yasin

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s