Abdulkadir Geylani Hz. İlahi Armağan Kitabından 46. Meclis

<p align=”center”><strong>
</strong>
</p><p align=”right”><em>Bu konuşma pazar sabahı yapıldı.</em></p>
<p align=”right”><em>Konuşma tarihi: Hicrî 18 Recep 545, Milâdî 1150.</em></p>

Dünya, her gün bir yerde açılan pazara benzer. O, bir çarşıdır; satış yapılır, yakında da kapanır. Ona gönül kaptırma; kalp gözlerini ondan çevir. Halkı varlık sahibi görme; asıl hak sahibini görmeye gayret sarf et. Kalbin daima temiz kalmalı. Çalışmak ve kazanmak onun safiyetine halel getirmesin; kötülük geleceğini umduğun kapıyı kapa. Hak yakınlığına ve sır âleminin kapılarına toz atacak yönlerini çevir. Size has olanlara dikkat ediniz, öz varlığınızı ilgilendirene bakınız; asıl önem buradadır. Başkaları için elinizde pek bir şey yoktur. Onları sahibi korur. Size ait olan işleri seçiniz. Herkesin işine karışacak olursanız belki kendinizi kaybedersiniz; şayet bu yolda olgun olsaydınız bir şey denemezdi. O zaman hep halkın iyiliği için işler yaparsınız. Olgun hâlinizde çalışmanız başkaları için faydası yine başkaları için olsun; ama bu arada size düşen, Allah’ın fazlını aramak olur. Nefsinizi dünyaya atınız. Kalbinizi öbür âleme veriniz ve iç âleminizi de Mevlâ’ya teslim ediniz. Ve orada, hâl dilinizle şöyle deyiniz: “Biz neler istiyoruz, onu muhakkak biliyorsun; buna inanıyoruz.”

Allah yolunda toplu olanlar, peygamberlere bedeldir. Onlar size bir emir verirse tutunuz; çünkü Allah’ın emri icabı size emir verirler. Peygamber’in emri üzerine yasak eder ve işe koşarlar. Konuşmaları Peygamber’in sözleri ile başlar. Herkese iyilik yapar, kimseden bir şey beklemezler. Nefis ve kötü arzu, onları hareket ettiremez. Şahsî görüşleri ile Hakk’a ortak koşmayı akıllarına getirmezler.<strong>“Peygamber’in getirdiğini alınız, yasak ettiği şeyleri yapmayınız.”</strong> (el-Haşr, 59/7)mealine gelen âyet-i kerime, o büyük zatların can kulağı ile işittikleri mânalardır.

Peygamber’e uyunuz. O’na uyarsanız peygamberlik sıfatını verene sizi takdim eder. Büyük insanlar, Peygamber’e uydukları için Hakk’a yakın oldular. Lâkap -şöhret ismi- onlar için verildi. Süslü kisveleri takındılar. Hak onları halka âmir kıldı.

Ey içi bozuklar, dini bırakılmış sanmaktasınız. Emirleri de, önemsiz görmektesiniz. Ne sizde bir iyilik var, ne uyduğunuz şeytanlarda, ne de yakın olduğunuz kötü arkadaşlarınızda.

Allah’ım beni ve onları zatına ulaştır. Sana dönmeyi nasip eyle. Onların nifak ve şirk bağından bizi kurtar.

Aziz ve Celil Hak Teâlâ’ya ibadet ediniz. Helâl kazancı, ibadet için yardımcı biliniz. Allah Teâlâ, ibadet eden ve hakikat karşısın da boyun eğen, helâl kazanç yiyen kulları sever. Allah, helâl yiyeni ve amel edeni sever. Yiyip içip kulluk etmeyen sevilmez. Allah, kazancını yiyeni sever. Hileli iş göreni sevmez. O ki, halkın sırtından geçinir, onu Allah sevmez. Tevhid ehli, Hak tarafından sevilmiştir, müşrik sevilmez. Allah Teâlâ, emirlerine teslim olanı sever. Başkalarına kulluk edeni sevmez. Sevginin baş şartı uymak, uysal olmaktır. Dik kafa sevilmez. Düşmanlığı doğuran baş âmil, uymaz olmaktır.

Yaratan’ınıza teslim olunuz. O’nun tedbirlerine boyun eğiniz, dünya ve âhiret işlerinde O’na baş kaldırmayınız.

İlk devrelerimde, bazı sıkıntılara uğradım. Dua ettim, açılmasını istedim, daha arttı. Şaştım; bu arada kalbime bir ses geldi: “Sen ilk zamanda bize, hâlinin teslimden ibaret olduğunu söylemedin mi?”

Bunun üzerine edebimi takındım, sesimi çıkarmadım.

Yazık sana, Allah’ın sevgisini iddia ediyorsun; hâlbuki kalbin de bir sürü yaratılmış sevgisi var. Temizlik, O’nun sevgisi. Keder ise O’ndan başkasına bağlı olmakta. Hak sevgisini başkaları ile kirletirsen bütün zararı sana olur. Böyle bir iş yaptığın takdirde, İbrahim (a.s) Peygamber’in başına gelen senin başına da gelir. Yakup Peygamber’in çektiği darlığı benliğinde duyarsın. Onlar yavrularını sevdiler; Hak sevgisine halel geldi. Her ikisi de o sevgi yüzünden nelere uğradılar, bilirsin.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz, torunları Hasan ile Hüseyin’i severdi. Cibril yetişti, Peygamber’e (s.a.v) sordu:

“Onları seviyor musun?”

“Evet!”

“Onların biri zehirlenecek, öbürü kıtal yolu ile şehit edilecek.”

Onların sevgisini az da olsa bu hadise üzerine kalbinden attı.

Hakk’a ibadete koyuldu; fakat onların hüznünü unutamadı.

Hak Teâlâ, peygamberlerin, sevdiği velîlerin ve sâlih kulların kalbine sahiptir. Oraya başka sevginin girmesini istemez.

Ey dünyayı isteyen, elini aç, hele bir bak. İçinde bir şey var mı? Bu nifakçı hâlinde ne elde etmeyi bekliyorsun?

Yazık sana, çalışmakta bir yeterlik duyuyorsun. Beri yanda halkın malında gözün var. Dinini satarak, onlardan bir şeyler bekliyorsun. Çalış! Çalışmak bütün nebilerin yaptığı şeydir. Sanatı olmayan hiçbir nebi bulunmaz. Halktan bir şey alan varsa o da, Allah’ın izni ile alır.
Ey dünya şarabını içerek şehvet batağına girenler, sarhoş olarak kötü heveslere kapılıp kalmanın felâketini mezar çukurunda anlarsınız.

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s