İmam Şarani (25. Ahid)

yirmibeşinci ahid
amellerde ehemmi mühimme tercih

Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de şudur: Biz gönül huzuru ve rahatlığı içinde, şeriatın çok üstün saydığı amelleri, daha az faziletli kabul ettiği amellerden önce yapacağız.
Çünkü en çok ecir ve sevab kazanma yolu, şeriati getirenin yolunda ve izinde yürümektir. Mesela nafile namaza hiçbir şeyi tercih etmemelisin. Meğer ki şeriatı getirenin öncelik verdiği bir iş ola.
Zamanımızda birçok insanlar bu ahde uymamakta ve bunu bozmaktadırlar.
Cemaati çok olan bir mescidde bir ilim talebesini oturur görmüştüm. İçerdeki kalabalığın çoğunluğu ikindi namazına kalktıkları halde, o kişi namaza kalkmayıp mantık kitabını okumaya başladı. İşte bu kişinin davranışı kalbinin bütünü ile körleştiğinden ileri gelmektedir.
Şeriatın getiricisi sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz her ibadete bir vakit belirtmiştir ki, bu süre içinde o ibadet öncelikle yapılsın.
Daha faziletli ibadetlere öncelik tanınmasın. Meselâ, ikindi namazının
sünnetinin yerine farz namazlar daha üstündür diye
ikindinin farzını iki defa kılamayız. Allah’ın rızası üzerine olsun, İbn Ömer’in anlattığına göre, sallahu aleyhi ve sellem Efendiniz, ikindi namazının
günde iki defa kılınmasını yasaklamıştı. Yani kişinin doğru ve tam kıldığı bir ikindi namazını yeniden kılması doğru değildir. Ancak bu namazı yeniden cemaatle kılarsa bir sakıncası yoktur
(1). Kişi kendi nefsinin kanununa değil, kanunu getirenin olmalıdır.
(1) Ki bu bizim «Hanefi» mezhebimizde mekruhtur ve kılındığı takdirde nafile vasfiyle kılınmış olur.
Şu cihet unutulmamalı ki, şeriatı bizlere getiren zat, vaz’ etmiş olduğu bu şeriatı rastgele bir zihniyetle veya bilmeyerek bir zühul eseri olarak getirmemiştir.
Zira koymuş olduğu mevzuattan daha faziletli fiillerin olduğunu
bildiği halde, daha faziletli olanın yapılmasından önce, o vakitler için
lūzumlu olan şeyin yapılmasını istiyordu. Tıpkı, efdal ibadetlerin muayyen vakitlerinde yapılmalarının arzu edildiği gibi.
Bu sebeple ilimle uğraşan talebelerin, kılınması emrolunan nafile
namazları bırakarak, zahiri bir ilimle uğraşması beğenilecek bir davranış değildir. Ancak şeriat, ihlasa riayet etmesi şartıyla belli ölçüler
içerisinde müsaade etmişse, o zaman bazı müekked sünnetleri bırakabilir. Burada ihlas şartının aranması, sünnetler sanki kendisi hakkında asla meşru kılınmamış gibi bir düşünceye kapılarık bütün bütün terketmemesi içindir.
Buna rağmen bu ilim talebesi birçok vakitlerini toplantılarda, eğlence ve oyunla, fitne fücurluk, gıybet, hased gibi ve yine ululanmak,
kendini beğenmek gibi şeylerle öldürdüğü halde bu talebe nefsine dönüp de diyemez ve ilmin yukarda belirtilen kötü davranışlarından daha faziletli olduğunu hiçbir vakit düşünmez.
Ey kardeşim! Nefsine yenilerek iş zamanında sünnetlerden herhangi bir sünnetle uğraşanlara, «İlimle uğraşmak senin bu yaptığın işden daha üstün ve faziletlidir…» diye bir hitapta bulunma. Belki de bu gibi rastgele konuşmaların dininin eksikliğine bir hüccet ve isbat olmuş olur.
Şöyle bir düşün! İlmi izleyen bir talebe faziletlerin, sünnetlerin fiil ve amelini bırakır, bunlara karşı gelir ve evrad-ı seniyyeyi-terkederse
o kişiden artık insanlık duygusu ve yakınlığı silinmiş olur; artık hiçbír kimsenin ona güveni kalmayacağı gibi hiç kimse de onunla konuşmaz ve benim için dua et demez. Ama halk, sünnetleri riayet eden, evrad ve eskarını muntazaman yerine getiren talebe-i uluma itimad eder, dualarını isterler.
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, «Sizler Allah’ın yeryüzünde olan şahidlerisiniz. Kimin hakkında hayırlı bir söz söylerseniz, o hayırlıdır. Kimin hakkında şer söylerseniz, o şerdir» buyurmuşlardır.
Allah’ın rızası üzerine olsun, Şeyhülİslam ve bizim şeyhimiz olan
Zekeriyya el-Ensari Hazretleri’nin şöyle konuştuğunu duymuştum:
«Fakih olan zat, şayet kavminin edeb ve usülünü ve dininin sünnet ve evradını
bırakırsa, o fakih kuru bir ekmek parçasına benzer».
Ey kardeşim! Sana sünnet olarak gösterilen namazları vaktinde
ve fazlaca kıl. İlimle uğraşmayı bu vakitlerden sonraya al. Eğer benden bir öğüt dinlemek istiyorsan, çok lakırtılarla geçirmek istediğin boş geçirmek istediğin her meclisi ilim meclisine çevir; artık mânasız konuşmaları bırak. Zira imanlı bir kul hayır işlemekten hiçbir vakit usanmaz ve doymaz.

Kişiye, şeriat sahibinin istediği hayırlarla meşgul olma hususunda şeriatin talim ettiği zikirleri ifa etmesi kafi gelir. Hatta bu zikirleri yerine getirmeye çalışırken boş vakti dahi kalmaz. Ancak çalışmadan ötürü insanlara arız olan yorgunluk ve gevşeme anları vardır ki, kişi yaptığı işi bırakmak zorunda kalır. Ümidimiz odur ki,
Hak Taala çalışan kişinin arızi sebeplerle olan bu gibi boş vakitlerini
hoş görür, affeder, Bütün bunları böylece bil, buna göre amel et. Bu mevzu ile alakalı sözlerimiz daha önce ilmi eserleri
etmeyi emreden ahidde geçmişti, oraya da bak… Allah seni hidayetine alsın.
Müslim ve diğerleri şu hadisi rivayet ederler: Efendimiz, “Namaz
bir nurdur» buyurmuşlardır.
İmam Ahmed hasen senetlerle şu hadisi rivayet eder: “Allah’ın vechini görmek istek ve maksadıyla namaz kılan kişinin günahları (dalı koparılan) şu ağacın yaprakları gibi dökülür».
Müslim, Tirmizi, Nesai ve İbn Mâce, Mu’dan’dan naklen şu hadisi rivayet ederler: Sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azatlı kölesi Sevban’a rastlamıştım. Ona, «Bana öyle bir amelden haber ver ki, onu yapayım da Hak Taala beni o amelle cennete sokmuş olsun veya Hak Taâlă’nın çok seveceği bir amelden bana söz et» demiştim.
Fakat bu soruma cevap vermedi, ikinci kez sordum yine cevap vermedi, üçüncü kez sorduğumda bana, «Ben bu konuda Allah’ın Resulü sallalahu
aleyhi ve sellem Efendimize bir soru sormuştum. Bana,
“Fazlaca secde etmelisin. Hak Taálá’ya yapacağın her secde seni bir
basamak yukarı çıkarır, kusur ve kabahatlarından da birini siler”
buyurmuşlardı”, diye anlatmıştır.
İbn Mace ise sahih senetlerle şu hadisi rivayet eder:
Rasulullah «Secdelerinizi çoğaltırız” buyurmuşlardır.
Müslim ise Rabia ibn Ka’b’dan şu hadisi rivayet eder: Bir iş için
sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize gitmiştim. Efendimiz bana,
«Söyle bakalım ne istiyorsun?» diye sorunca, ben «Ey Allah’ın Resülü
seninle birlikte cennette olmak istiyorum» diye cevap verdim.
Efendimiz bana, «Başka bir şey istesen» buyurunca, ben «İsteğim budur- dedim. Efendimiz bana, “Öyle ise çok secde ederek kendi hesabina bana yardımcı ol» buyurdular.
Taberani ise şu hadisi rivayet eder, Sallallahu aleyhi ve sellem
Efendimiz «Hak Taalā’nın bir kulunun davranışlarından en çok sevdiği ve beğendiği şey, kulunun yüzünü doğruca toprağa koyup secde ettiğini görmesidir» buyurmuşlardır.
Yine Taberani’nin rivayet ettiğine göre Efendimiz, «En güzel
konu namazdır, kimin gücü bunu çoğaltmaya yeterli ise, bunu çoğaltsın” buyurmuşlardır.

Ve yine Taberani’nin hasen senetlere dayanarak rivayet ettiği
bir hadis de şöyledir.Sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir gün
kabristanda bir kabri -Burada kim vardır, bu kabrin sahibi kimdir?” diye sorunca, oradakiler «Filancadır» diye cevap vermişlerdir, Bunun üzerine Efendimiz de onlara, «Şuna iki rekat namaz, geri kalan diğer bütün varlıklardan daha kıymetlidir” buyurmuşlardır.
Hak Taala daha iyisini bilir.

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s