İmam Şarani (36. Ahid)

Otuzaltıncı Ahid

hoşlanmadığı ve mescitlerde birinci saflarda bulunmaya çalışmak
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de, İçimizi Hak Taalâ’nın hoşlanmadığı şeylerden, Rabbimizin rıza göstereceği şekilde temizleyerek mescidlerde birinci
sıralarda namazda bulunmaya çalışmamızdır.
Nitekim sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz, “Aklı başında olan
dirayetlileriniz benim arkamda dursunlar” buyurmuşlardır. Akıllı kişi,
anlattığımız bu sıfatlarla mevsuf olandır. İçinde ve dışında Hak Taala’nın kerahat duyduğu ve sevmediği sıfatı taşıyanlar tam ve bir akıl sahibi değildirler.
Mevakib-i (ilâhi ordular, merasim alayları) içinde Allah huzurunda ilk safta bulunanlar ancak peygamberler, melekler ve bunların ahlakını taşıyan kişilerdir. Bunlardan gayrasının, yani bu sıfatları taşımayanların birinci sırada değil, cemaatın son sıralarında bulunmaları kendileri için daha hayırlıdır.
İmama düşen bir vazife de, ilmiyle amel edenleri gördüğü takdirde
onları ön sıralara geçirmesidir. Bu gibilerin imanın arkasında ibadetlerini yapmaları âdet hükmünü almalıdır. İlmiyle amel etmeyenlerin de, geri sıralarda durmalarını söyler, namaz kılanlara durumlarına
göre davranır. Çünkü mescidin imamı mescide gelenlerin ve bu cemaat
içindekilerin, güzel veya çirkin ne gibi sıfatlar taşıdığını bilir. Geri
sıralarda namaz kılmasını emrettiği kişiler imamın kendileri hakkında
kötü bir düşünce taşıdığını düşünmemeleri icap eder. Çünkü imam güzel sıfatları taşıyan ve ilmiyle amel edenleri daha çok tanıdığı cihetle
onları ilk ön safa davet etmesi ve diğerlerini geri saflarda tutması,
imamın kendi haklarında kötü niyetine bir işaret değildir.
Bu ahidle amel etmek, imamın arkasında namaz kılanlar için zor
bir mesele olmaktadır. Özellikle bir zümre vardır ki, ilmi olmadan
onunla bununla mücadele ederler. İmam tarafından birinci veya ikinci
safa davet edilen kişiler hakkında, ben filancadan daha üstünüm derler.
Belki de avamın (cahil tabakanın), yani orta derecede halkın namaz kıldıkları bir mescidde bu durum olmayabilir. Çünkü o mescidin
müdavimleri, tekke ve zaviyelerde bulunan fukaralar kendi imamlarına nasıl itaatta bulunurlarsa, bu gibi orta derecedeki halk da, edep
ve terbiyelerini devam ettikleri mescidde göstererek
imamlarına bu
şekilde bağlıdırlar, kendileri cahil, fakat edep ve terbiyede doğru ve
itaatli kişilerdir. Bu sebeple bu gibi halkın namaz kıldığı mescidlerde
böyle ters davranışlar ve aykırı düşünceler olmadığı için, imam ve cemaatın işleri ahenkli ve kolay olur. İlk safta namaz kılmak için bazı
meziyetlerin gerekli olduğunu aşağıdaki hadisler teyid etmektedir.
Nesabi, İbn Mace, Ibn Hüzeyme ile Hibban “Sahih”len
Hakim’in de ve Müslim’in göre sahihdir dediği şu hadisi Irbad bin Sariye’den naklen rivayet ederler. der ki: Sallalahu
aleyhi ve sellem Efendimiz mescidde namazda birinci saflarda
bulunanlara üç kez istiğfarda bulunurdu, ikinci sırada bulunanlara da iki kez istiğfarda bulunurdu,
mescitlerde birinci bulunmak

Üçüncü safta olanlar igin de bir defa istiğfar ederdi. Çünkü istiğfarın bir şahıs için çokça yapılması demek,
o şahsın ya günahlarının çokluğuna veya makamının yüksekliğine işarettir. Bir hadisde göyle buyuruluyor: “Erkek safların hayırlısı ön
saflardır”.
Hadisde olan ilk sıralardaki kişilerden maksad, bu ahdin
baş kısmında anlattığımız gibi, ve her türlü kötü düşünce
ve kirden temizlenmiş ve Allah ehlidir ki, bunlar da Allah’ın
veli kullarıdır, demektir,
Ey kardeşim! Hak Taala içini ve dışını temizlemiy olursa mescidde birinci safta durmaya bak. Orada durabilecek bir kemalde değilsen
edeb ve terbiyeni koruyarak münasip yerde dur.
İkinci bölüm kitabımız olan “Menhiyyat-İlâhi Yasaklar” ahilerinde geçtiği üzere Resulullah’ın bazı hadisleri dünyayı sevenleri ikinci
ve daha sonraki sıralarda bulundurmamız hususunda bizlere yol göstermektedir. Nitekim Tirmizi’nin rivayet ettiği bir göyle buyuruluyor: “Diinya, evi olmayanlar için bir evdir, malı olmayanlar için de
bir maldır, aklı olmayanlar dünyayı toplar”.
Bu hadís-i serif, gündüz ve gece, sabah ve aksam yiyeceğinden daha fazla mal toplayanlarda kâmil bir akıl olmadığını göstermektedir.
Halbuki insanların pek azı hariç kısm-ı küllisi mal biriktirme peşindedir.
Allah’ın rızası üzerine olsun, İmam Şafii’ nin şu sözü bu görüşümüzü teyid etmekte: «Aklı olan kişi, malının dünyaya gönül vermeyen
zâhidlere dağıtılmasını vasiyet eder».
Yine yukardaki hadís, bulunduğu beldedeki borçluları, tutsaklara
ve açlara infak etmek gayesi ile değil de, sırf Allah için mal biriktirende de kâmil mânada akıl olmadığını iş’ar etmektedir (Yani kişinin
memleketinde bulunan, borçlulara, tutsaklara, açlara, bu ve buna benzer kişilere sarf etmek amacıyla mal biriktirmesi hadise aykırı değildir). Kişinin mal toplamasından maksad hayır ise bu saydıklarımız da
hayır yapılacak sınıflardır. O halde ecir ve sevap kazanmak için bu
malı ihtiyaç sahiplerine dağıtması akıllı kişinin yapacağı iştir.
Bunu infak etmeyenler, yani yoksul ve muhtaçlara harcamayanlar,
mala karşı sevgi ve hırs sahibi olanlar, topladıkları bu malı infak etmedikleri takdirde akıllarının eksikliğini göstermiş olurlar.
Allah’a karşı mahiyette bulunanların ve dünya malını toplayanların mescidlerde birinci saftan geriye alınması hususundaki bu görüşlerimiz tasavvuf ehliyle bilginlerden pek çoklarının da görüşleridir.
Nitekim bu hususlara fıkıh kitaplarında da işaret edilmiştir. Allah
seni hidayette sabit kılsın.

Şeyhayn (bu konu hakkında) şu hadisi rivayet ederler: «Halk, ezan
okumak)da ve ilk safta (bulunmakta) ne (fazilet) ler olduğunu
bilselerdi (onları elde etmek için)
kur’a atmaktan başka çare bulunmasalar elbette kur’a atarlar”.
Müslim’in bir diğer rivayeti şöyle: «Kişiler birinci safta nelerin
bulunduğunu bilselerdi orada bulunmak için kur’a çekerlerdi”.
Ve yine Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, İbn Mâce ve şu hadisi rivayet ederler: “Erkeklerin en hayırlı safları ilkleridir, sevabı en
az olanları geridekilerdir».
İbn Mace ve diğerleri, Allah’ın rızası üzerine olsun, İrbad bin
Sariye’den naklen şu hadisi anlatırlar: “Sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz, birinci sırada bulunanlara üç kez, ikinci sırada bulunanlara da
iki kez istiğfarda bulunurdu”.
Bu hadisi daha önceden anlatmıştık.
İbn Hibban’ın rivayetindeki metnin meâli de şöyledir: “Sallâllahu
aleyhi ve sellem Efendimiz ilk sırada bulunanlar için üç kez, ikinci
sırada bulunanlar için de bir kez salât ve selam getirirdi».
Nesai ile İbn Hibban’ın bir diğer rivayeti şöyledir:
“Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yalnız ön safta bulunanlar için iki kez
salat ve selâm getirirdi».
Allah subhanehu ve Taala daha iyisini bilir.

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s