İnsanlarla güzel geçinmek

İnsanlarla güzel geçinmek
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in, bizlere vasiyetlerinde biri de gücümüz ölçüsünde insanlarla güzel ilişkiler kurmamız, din kardeşlerimizi, dostlarımızı da bu gibi insancıl davranışlara yöneltmemiz
hakkındadır.
Bu ahidle amel etmek isteyenlerin, cefa çukurundan sefa düzlüğüne
çıkabilmeleri için, içine gerçek huzur ve inanç verecek, doğru, eğitici
ve öğüt verici bir şeyhin yoluna girmesi zaruridir.
Öğrendiğimize göre, Allah’ın rızası üzerine olsun— İmam Şafii
Hazretleri, güzel huy ve ahlakıyla tanınmış bir zattı. Kendisini kıskananlar onu kızdırmak ve gazaba getirmek için uğraştıkları halde, bir başarı elde edememişlerdi. Bir gün imamın bir terziye elbise ısmarladığını duyarlar. Terziye rüşvet vererek, elbisenin sağ kolunu, elini sokup çıkaramayacak kadar dar, sol kolunu da, torba gibi geniş yapmasını isterler. İmam Terziye gidip, elbiselerini alıp giyer. Terziye, «Allah
seni, hayırla mükâfatlandırsın, elbisemin sağ kol ağzını o kadar dar
yapmışsın ki, rahatça yazı yazmak için kolumu sıvamak zahmetinden
beni kurtarmış oldun. Kitaplarımı rahatça taşımak için de elbisemin
sol kolunu geniş tutmuşsun», der.
Allah’ın rızası üzerine olsun, kendisi, aksine olarak söyle derdi:
Gazaba getirilip de gazaplanmayan eşektir. Razı edilmeye çalışılıp
da razı olmayan ise, şeytandır». İmam’ın gazaba dair sözünü, Allah
için gazaplanmaya, gazaplanmama hususundaki tutumunu da, nefsi
için gazaplanmamaya hamletmek gerekir. Zira insan, ilahi ahlakla
süslenmekle, kemâle erişebilir.
Hak Taâlâ, kendi nefsi için değil, başkaları için gazaplanır. Hak
Taâla, nefsi için gazaplanacak olsaydı, bir anda bütün alemi yok ederdi.
Anlatıldığına göre, – Allah’ın rızası üzerine olsun Hazret-i Cuneyd, Bağdad’da bir cuma namazına giderken, üzerine kirli balık suyu
dökerler. Hazret, sarığından eteğine kadar bu pis kokulu suyla ıslanır.
Hiddete gelmeden bu haline güler ve, «Ateşi hak etmişken su ile geçiştirilen bir kimsenin gazaba gelmesi gerekmez” diyerek evine döner;
eşinin elbisesini iğreti olarak giyer, gidip namazını kılar.
Eski salih kişilerin tümü, ilahi basamakların güzel ahlak olduğunu
ve sana güzel bir sıfatı verenin, seni bir basamak daha yukarıya çıkaracağını söylerlerdi. Kendilerine kötülük yapandan af ve özür
dilerler ve o kimseye şöyle hitap ederlerdi: “Zulmü gerçek olarak bizler sana yaptık. İsteğine boyun eğip, seni dinlemiş olsaydık, sen de bize bu kötülüğü yapmazdın. Bu sebeple kötülük bizdedir, sende değildir.
Ve yine onlar bir kadının veya bir kölenin ahlaksızlığa düştüğünü
duyacak olsalar, o kötü kadını kurtarmak için onunla evlenir veya o köleyi satın alırlardı. Onların bu kötü huylarına karşı sabır gösterirlerdi.
Keza bu gibi salih kişiler, eşek ve katır gibi binek hayvanlarını
kötü huylu, inad hayvanlardan seçerlerdi. Onlara eza ve cefa yapmadan,
vurmadan, dövmeden üzerlerine binerler, huysuzluklarına sabırla karşı
koyarlardı. İşte bunlardan biri de kardeşim Şeyh Efdaluddin idi. Huysuz bir hayvana bindi mi ayağını dahi oynatmazdı. Bu sıfat ve davranışta
olacak bir kimsenin demirden daha sert ve acı sabırlı bir ruh ve karakter
taşıması gerekir. Bir kez bilgin bir adamın, yürümeyen eşeğine vurmaya başladığını görmüştüm. Hayvanı bir türlü yürütememişti. Ne yapacağını şaşırarak üstünden inmiş, hayvanın kulağını, kuyruğunu,
dişleriyle ısırmaya başlamış ve «Yürü ey uğursuz!» diyerek, akıllı bir
kimseye sesleniyormuş gibi bağırmıştı.
Yine dişi bir eşeğe binen başka bir adamı görmüştüm. Eşeğin sıpası geride kalmıştı. Sahibi ona tır tır diye çağırdığı halde sıpa bir
türlü yürümüyordu. Sonradan sıpaya, «Ey efendim Kutbüddin, Kutbuddin”, diye seslendiği halde, sıpa yine yürümedi. Çaresiz hayvanından indi. Sıpayı adamakıllı dövdü ve sıpa oracıkta öldü. Adam şöyle
söyleniyordu: «Ne tırla ve ne de adın olan Kutbüddin çağrısıyla gel-
din, sana bu ölüm cezası bile azdır».
Ve yine bir kez, bir değirmencinin değirmen taşını çeviren öküzü
hastalandığından onun yerine ineğini getirip bağlar. Fakat hayvan
alışmadığı bu işte hareketsiz durur, taşı çevirmez. Değirmenci hiddete gelir, hayvanı döver, hayvan yine yürümez. Sonradan hayvana, «Dur
bakalım, kibirli bir hayvan olduğunu bilirim, çünkü bize vermiş olduğun sütten biraz yağ çıkarmıştık, diyerek eve gider. İçinde yağ bulunan çanağı getirir değirmenin içinde çanağı yere vurarak kırar ve
hayvana, «Artık bizlere büyüklük gösterecek, nazlanacak bir şeyin
kaldı mı?», diyerek elindeki tokmakla hayvanın başına vurur. Hayvan da olduğu yerde düşüp ölür. Böyle kötü tabiat ve ahlakı gösteren pek
çok misaller mevcuttur. Ben bunlardan sizlere birkaçını anlattım ki,
her iman sahibi kul, kendisine vacip olan bir işi nasıl yapacağını ve nasıl dayanacağını bilip öğrensin. İnsanların sabırlı olmaları, taşkınlık
yapmamaları için anlattığım bu örneklerdeki durum ve davranışları,
ancak aklını yitirmiş insanlar yapar.
Kişi gazaba geldiğinde bu hiddetini eşi ve kızı gibi kimseleri dövüp ezerek teskin etmez ve o anda sabır gösterip gazabını yenerse işte bu, güzel ahlak ve huyun en azametlisidir.
Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Efendim Şeyh Aliyyü’l-Havvas
şöyle derdi: “Eşimle elliyedi sene bir arada yaşadık. Bu elliyedi senenin bu güne kadar bir gecesi dahi aramızda hoş ve güzel geçmemiştir.
«Minhac şarihi» Şeyh Celaleddin için şöyle anlatırlardı: «Bu zatın dik başlı, oyuna düşkün bir oğlu vardı. Babası fırına ekmek pişirmeğe gider, ekmeğini pişirir, tekrar onun oyun oynadığı yere döner,
oğluna, «Haydi evladım kalk, şu sıcak ekmekten biraz ye», dediği halde
çocuk yerinden kımıldamaz, cevap dahi vermezdi. Baba eve gider, ekmekleri bırakır, ikinci kez oğlunun yanına gelir, onu yemeğe çağırırdı.
Ve yine ahlakın en büyük sıfatlarından biri de, sana eziyet yapan
bir kimseyi, af edip bağışlamandır. Bunu Hak Taala, Kitab’ında şu
ayetle açıklamıştır: «Öfkelendiklerinde bağışlarlar» (1).
Ve yine güzel sıfatlarından biri de, insanın insanlara yararlı
olmasıdır. İnsan kötülense de, hakkında itibarını düşürecek sözler söylense de, yine insanlara yararlı olmaya çalışmalıdır.
Genellikle tekke ve zaviyelere bakan, buralarda oturan fakir ve
yoksulların vakıf gelirine nezaret eden kimseye türlü kötü söz ve işler
isnad edilir. Halbuki böyle yerlere nezaret edip, içindeki yoksul ve fakirlere bakan, vakfın gelirini toplayan, bu kadar insanın geçimini sağlayan vakfa nezaret eden kimsedir. Kıskanç kimselerin bu gibi hayırlı
işlerde çalışanları, tekke ve zaviyelerdeki fakirlere fitneleyip zemmetmeleri beklenir.
Aşair oğlu Şeyh Ebussuud’un vekili ve yardımcısı olan ve diğer
büyük şeyhlerin başı olan Dinaroğlu Şeyh Bedreddin tekkedeki fakirler ve ziyaretçiler için evinde en lezzetli yemeklere pişirir, onlara gönderirdi, Onlara da şöyle derdi: «Bu yemekleri sizlere hazırlayıp çıkaran filanca kişidir», Böyle demekle hazırlanan bu yemeklerin kendisinden olmadığı süsünü verirdi. Öte yandan bu yemeklerle karınlarını doyuranların kendi namus ve şerefleri hakkında konuştuklarını işitir,
gönderilen yemeklerin sofra artığı olduğu gibi türlü dedikoduları duyduğu halde, bu sözleri çevreye yayanlara karşı gazaba gelmez, yaptıkları kötülüklere rağmen, o yine iyilik yapmaya devam ederek, “Bir kul
ancak Allah için çalışır ve O’nun rızasını almak için O’na yönelir. İnsanlar ise iflas etmiş yaratıklardır, Kıyamet gününe buradan alıp götürecekleri bir şey yoktur», derdi. Ben bu zatın bu türlü davranışlarını
hocam Aliyyü’l-Havvâs’a anlatmıştım. O da bana, «İnsanların en azametli ahlak yönlerinden biri de budur», demişti. Bunu böyle bil ve ona
göre amel et. Allah seni hidayete eriştirsin.
Müslim ve Tirmizî rivayet ediyorlar: “Adamın biri, sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e, doğruluk ve günahın ne olduğunu sorar. Efendimiz, «Ahlâk güzelliği doğruluktur. İçinizde tasarlayıp da insanlara göstermek istemediğiniz ve ondan nefret duyduğunuz şeyler de günahtır», buyurmuşlardır».
Şeyhayn ve Tirmizi Allah’ın rızası üzerine olsun, Ömer oğlu Abdullah’tan naklen şu hadisi anlatırlar: Abdullah der ki: «Sallallahu
aleyhi ve sellem Efendimiz hiçbir kötü söz söylemediği gibi, kötü sözlü de değildir. Her vakit şöyle buyururdu: “İçinizde en iyi ve doğru olanınız, ahlakça doğru ve güzel olanınızdır».
Tirmizi ve İbni Hibbân rivayet ediyorlar: “Kıyamet gününde imanlı bir kimsenin terazisinde en ağır gelecek ameli güzel ahlâkıdır. Hak Taâlâ, kötü konuşanlardan nefret duyar».
Bezzar’ın anlattığı bir hadise göre de: “Güzel ahlakla bezenmiş
olanlar, orucunu tutan, namazını kılanların bulunacağı basamağa eşit bir basamakta bulunurlar».
Tirmizi, İbn Hibban ve Beyhaki rivayet ediyorlar: “Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e, insanların en çok ne gibi amel ve sıfatlarından cennete girecekleri sorulur. Efendimiz bu soruya, «Allah’tan çekinmek ve güzel ahlaklı olmak», buyurur».
Tirmizi ve Hakim rivayet ediyorlar: «Müminlerin en olgun olanları, güzel ve iyi ahlaklı olanlar, ev halkına karşı yumuşak ve iyi davrananlardır”.
Ebu Davud, İbn Hibban ve Hakim rivayet ediyorlar: «İmanlı bir
kimse güzel ahlakı sayesinde, gündüzlerini, oruçla, gecelerini de namazlı geçiren bir kimsenin derecesine ulaşır».
Muhaddis İbn Ebi’d-Dünya şu hadisi anlatır: Sallallahu aleyhi ve
sellem Efendimiz buyurur: «Bir insanın vücuduna en kolay gelecek
ibadetin ne olduğunu sizlere haber vereyim mi? Bu ibadet aşırı ve fazla
konuşmamak (susmak), ve güzel ahlaklı olmaktır».
İbni Hibban rivayet ediyor: “Bir müminin şerefi dinidir, mürüvveti
aklı, hasebi (asaleti) de ahlâkıdır».
İbn Hibban rivayet ediyor: «Güzel ahlak gibi bir asalet ve nesep
yoktur».
Muhammed bin Nasr el-Merkezi mürsel olarak şu hadisi anlatır:
«Adamın biri sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e, «En faziletli
amel nedir?» diye sormuş. Efendimiz de, “Güzel ahlaktır”, buyurmuşlardır. Aynı kişi bu sözü üç kez tekrarladığı halde, aynı cevabı alır.
Dördüncü kez sorunda, Efendimiz, “Sana bunun güzel ahlak olduğunu
söylediğim halde anlamak istemiyorsun, güzel ahlak demek, gücün
yettiği takdirde, gazaba gelmemektir», buyurur”.
Tirmizi rivayet ediyor: “Kıyamet gününde, benim en çok seveceğim
ve bana en yakın oturacak kimseler, ahlak yönünden en güzel ve iyi olanlarınızdır».
Taberani merfüan şu hadisi anlatır: “Hak Taâla, Allah’ın selamı
üzerine olsun, Hazret-i İbrahim’e vahiy yolu ile şöyle buyurmuştur:
“Ey dostum, kafirlere karşı olsa bile ahlakını güzelleştir. Böylece doğrularla cennete girersin. Ahlakı güzel olanları arşımın gölgesinde gölgelendireceğime, kudsi çevremden içireceğime, tarafıma yaklaştıracağıma dair söz vermişimdir».
Ve yine Taberani merfüan şu hadisi anlatır: «Allah’ın selamı üzerine olsun, melaike Cebrail anlatır: «Hak Taala şöyle buyurmaktadır:
«Ben bu dini, rizam ve hoşnudluğum, kendi nefsim için yarattım. Bu
dine güzel ahlak ve cömertlik yakışır. Bu sıfatlarla dininize iyilik ve
bağışta bulunun,
Bezzar ve İbn Hibban rivayet ediyorlar: içinizden en hayırlı kimseleri sizlere bildireyim mi”. Ashab, “Bildir ey Allah’ın rasulü derler.
Efendimiz, “En hayırlı olanınız, en uzun ömürlü olup da, ahlakı güzel
olanınızdır», buyurur»,
Tırmızi rivayet ediyor: “Nerede olursan ol, Allah’tan kork ve çekin. Kötülüğü silmek için ardından iyi bir amel yap. İnsanlara güzel
ahlakla muamele et”.
İmam Ahmed rivayet ediyor: «Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle dua ederdi: “Ey Allah’ım, hılkatimi güzel yaptığın gibi, ahlakımı
da güzelleştir».
Taberani ve Bezzar Ummi Habibe’den naklen şu hadisi anlatırlar:
“Ummü Habibe Efendimiz’e, “Bir kadın iki kez evlenir, iki koca sahibi
olur, sonradan ölürse, her iki kocasıyla cennete girer mi, cennette bunlardan hangisiyle birlikte oturur?», sorusuna Efendimiz, «Dünya hayatında bu kocalardan hangisi kendisine güzel ahlakla davranmış ile,
cennette onunla birlikte bulunur. Ey Ümmü Habibe, güzel ahlak dünya
ve ahiret hayrını alıp gitmiştir, buyurur.
Ebu Ya’lă ve Bezzar rivayet ediyorlar: «İnsanların sevgisini malınızla değil, güzel ahlakınızla kazanabilirsiniz”.
Bu konuda ve buna benzer birçok meşhur hadisler vardır.
Allah daha doğrusunu bilir.

Nuru ŞEMS ——EY ADEMOĞLU! Sen Bir Güneşsin Işığını Kaybetme

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s