Aydan da Parlak

Ey Hak Ziyası Hüsamettin, sen öyle bir ersin ki Mesnevi, senin nurunla ayı bile geçti, aydan bile parlak bir hale geldi. Ey lutfu, keremi ile umulan, yüce himmetin bu Mesneviyi nereye çekmekte? Tanrı bilir. Bu Mesnevinin boynunu bağlamış, bildiğin yere doğru çekmektesin. Mesnevi, koşup gitmekte… çeken gizli. Fakat görecek gözü olmayan gafilden gizli. Mesnevinin yazılmasına… Read More Aydan da Parlak

Bunu derecelendir:

VAİZ

Bir vaiz vardı… mimbere çıktı mı yol kesenlere duaya başlar, ellerini kaldırıp “Yarabbi, kötülere, fesatçılara, isyancılara merhamet et! Hayır sahipleriyle alay edenlerin hepsine, bütün kafir gönüllülere, kiliselerde bulunanlara merhamette bulun” derdi. Temiz kişilere hiç dua etmez, kötülerden başkasına duada bulunmazdı. Ona “Hiç böyle bir adet görmedik… sapıklara dua etmek mürüvvet değildir” dediler. Dedi ki: “… Read More VAİZ

Bunu derecelendir:

AŞIĞIN AHMAKLIĞI

O ahmak adam, sevgilisini yapayalnız görünce hemencecik kucaklamaya, öpmeye kalkıştı. O güzel, “Küstahlık etme, edepsizliğin lüzumu yok, aklını başına al” diye heybetle bir bağırdı. Aşık “Burası ıssız, halk yok… su ortada, benim gibi de bir susuz! Burada rüzgardan başka kımıldayan yok… kim var, kim bu açılıp saçılmamıza mani olacak?” dedi. Sevgili dedi ki: “A deli… Read More AŞIĞIN AHMAKLIĞI

Bunu derecelendir:

KÖTLÜK BİR TOHUMDUR

Sofinin biri, bir gün eve geldi… evin bir kapısı vardı, karısı da bir kunduracıyla içerdeydi. Kadın, nefsinin hilelerine uymuş, kunduracıya kul köle kesilmiş, odada adamla buluşmuştu. Sofi, kuşluk çağı kapıyı sıkıca döver dövmez ikisi de şaşırdılar… ne bir hileye başvurmaya imkan vardı, ne kaçıp kurtulacak bir yol! Sofinin, o zamanda dükkanı bırakıp eve gelmesi hiç… Read More KÖTLÜK BİR TOHUMDUR

Bunu derecelendir:

SINAMA

Tanrı’yı ululamayı bilmeyen bir inatçı, bir gün Murtaza’ya dedi ki: “Peki yüksek bir yapının damındasın… ey aklı başında olan, Tanrı’nın koruyacağını biliyorsun değil mi?” Murtaza, evet dedi… o koruyucudur, ganidir… bizim varlığımızı, bizi ta çocukluğumuzdan adamlığımıza kadar hep o korur, o görüp gözetir! Yahudi, peki dedi… mademki öyledir, kendini bu damdan aşağıya at… Tanrı’nın koruyuculuğuna… Read More SINAMA

Bunu derecelendir:

MESCİT-İ AKSA

Davut iyiden iyi taşla Mescid-i Aksa’yı yapmaya niyetlendi, bu niyetle daraldı, bu işe girişmeyi iyice kurdu. Tanrı, “Bu işten vazgeç… bu mescidi sen yapamazsın. Ey seçilmiş kişi, Mescid-i Aksa’yı senin yapmanı biz takdir etmedik” diye kendisine vahiy etti. Davut “Ey sırları bilen Tanrı, suçum nedir? Neden mescidi yapma diyorsun bana?” dedi. Tanrı dedi ki: “Suçsuzsun,… Read More MESCİT-İ AKSA

Bunu derecelendir:

HALİN VERDİĞİ

Osman, halife olur olmaz hemen koşup minbere çıktı. Ulular ulusu peygamberin minberi üç basamaktı. Ebubekir, minbere çıkınca ikinci basamağa, Ömer de zamanında İslama ve dine saygısı dolayısıyla üçüncü basamağa oturmuştu. Osman’ın devri gelince o üst basamağa çıktı, o bahtı kutlu, oraya oturdu. Herzevekilin biri ona sordu: “İlk iki halife, Peygamberin yerine oturmadılar. Sen nasıl oldu… Read More HALİN VERDİĞİ

Bunu derecelendir:

İNSAN ALEMDİR

Surette sen küçük bir alemsin ama hakikatte en büyük alem sensin. Görünüşte dal, meyvenin aslıdır; fakat hakikatte dal, meyve için var olmuştur. Meyve elde etmeye bir meyli, meyve elde etmeye bir ümidi olmasaydı hiç bahçıvan, ağaç diker miydi? Şu halde meyve, görünüşte ağaçtan doğmuştur ama hakikatte ağaç, meyveden vücut bulmuştur. Mustafa, onun için “Adem’le bütün… Read More İNSAN ALEMDİR

Bunu derecelendir:

BELKIS’IN HEDİYESİ

Belkıs’ın hediyesi kırk katır yükü altın kerpiçti. Hediyeleri getirenler, Süleyman’ın saray meydanına girince bir de gördüler ki yer, tamamı ile halis altınla döşenmiş! Altın üstünde tam kırk konaklık yol aldılar…Artık altın gözlerine su gibi bile görünmüyordu, o kadar ehemmiyetsiz bir hale gelmişti. Defalarca bu altınları, getirdiğimiz yere götürelim… biz ne olmayacak iş yapıyoruz; Toprağı bile… Read More BELKIS’IN HEDİYESİ

Bunu derecelendir:

KORUYAN ADALETTİR

Dervişin biri hikaye etti: Ben rüyada Hızır’a mensup olan erenleri gördüm. Onlara: “ Helal olan ve hiç vebali bulunmayan rızkı nereden elde edeyim? Dedim. Beni dağlara ormanlara götürdüler… ormanlarda meyveleri silktiler. Tanrı, himmetimizle bunları sana tatlı etti… Hemen ye bunlar temiz, helal ve sayısız… aynı zamanda uğraşmaksızın, başın ağrımadan, yükünü çekmeden, yukarı aşağı koşmadan elde… Read More KORUYAN ADALETTİR

Bunu derecelendir:

İBRAHİM ETHEM’İM GÖÇÜ

Sen de Edhem gibi devlet ve saltanatı hemencecik terk et de ebedi bir saltanata eriş! İbrahim Edhem, geceleyin tahtında uyumaktaydı. Gözcüler, bekçiler de damda gürültü edip duruyorlardı. Padişah, bekçilerin hırsızları ve kötü kişileri defetmelerini istemiyordu. Çünkü kendisinin adalet sahibi olduğunu, kendisine hiçbir kötülük gelmeyeceğini biliyordu, gönlü emindi. Muratları, dilekleri koruyan adalettir… geceleyin damlarda sopalarını kakıp… Read More İBRAHİM ETHEM’İM GÖÇÜ

Bunu derecelendir:

PUTLARIN SECDESİ

Sana Halime’nin gizli hikayesini söyleyeyim de gönlünden gam gitsin! Mustafa’yı sütten kesince fesleğen ve gül gibi elini alıp bağrına basarak… Her iyi ve kötüden kaçırıp esirgeyerek o padişahlar padişahını atasına teslim etmek üzere Mekke’ye geldi. O emaneti, zayi etmeden korkarak Kabe’ye geldi, Hatim’e girdi. Fakat bu sırada havadan “ Ey Hatim, sana pek büyük bir… Read More PUTLARIN SECDESİ

Bunu derecelendir:

ŞAİRE PADİŞAHIN İHSANI

Şairin biri, padişahtan elbise almak, rütbeye erişmek, ihsana nail olmak ümidiyle bir şiir yazıp götürdü. Padişah ikram sahibiydi, şaire bin kırmızı altın verilmesini, bundan başka daha da ihsanlarda bulunmalarını emretti. Veziri dedi ki: Bu pek az… Hiç olmazsa ona o bin altın ver de safayı hatırla gitsin! Hatta böyle bir şaire senin gibi ihsanda avucu… Read More ŞAİRE PADİŞAHIN İHSANI

Bunu derecelendir:

DEVİN SÜLEYMANLIĞI

Aklın varsa başka bir akılla dost ol, görüş, danış! İki akılla bir çok belalardan kurtulur, ayağını göklerin ta yücesine korsun! Dev kendine Süleyman adını taktı, devleti elde etti, ülkeyi hükmüne aldı. Süleyman’ın yaptığı işleri görmüştü, onun gibi hareket ediyordu… fakat iç yüzden yine devliği suratına vurmakta, devliği görünüp durmaktaydı! Halk, bu Süleyman’da o nur o… Read More DEVİN SÜLEYMANLIĞI

Bunu derecelendir:

AHMAĞA VERİLECEK CEVAP SUSMAKTIR

Bir padişahın aklı ölmüş, şehveti diri bir kölesi vardı. Padişahın ince hizmetlerini bırakır, kötü düşüncelere dalar, fakat yaptığını iyi sanırdı! Padişah nafakasını azaltın… söylenir dırlanırsa adını kullar arasından silin dedi. Kölenin aklı azdı, hırsı çok… nafakasını az görünce kızdı, serkeşleşti. Aklı olsaydı kendi kendinin etrafında döner dolaşır, düşünür taşınır da suçunu görür, kendisini affettirirdi. Eşekliği… Read More AHMAĞA VERİLECEK CEVAP SUSMAKTIR

Bunu derecelendir:

KÖLENİN ŞİKAYETİ

Sözü kısa kes de padişaha mektup yazıp gönderen köleyi anlat! O köle, nazenin padişaha savaşla, varlıkla, kinle dolu bir mektup yazıp gönderir. Kalıbın, cesedin mektuptur, ona dikkat et, padişaha layık mı, değil mi? Bir anla da sonra gönder! Bir bucağa git, mektubu aç, oku… bak bakalım, içindeki sözler,padişahlara layık olan sözler? Layık değilse o mektubu… Read More KÖLENİN ŞİKAYETİ

Bunu derecelendir:

ARİFİN GIDASI

Her yavru, anasının ardından gider… bununla da cinsiyet anlaşılır. Adem oğluna süt, göğüsten gelir, eşeğin sütü de bedeninin yarısından, aşağılık tarafından akar. Adalet taksimcidir, bölüşülecek şeyleri o bölüştürür… fakat şaşılacak şey şu ki bunda ne cebir vardır ne de zulüm! Cebir olsaydı pişmanlık olur muydu? Zulüm olsaydı Tanrı’nın koruması olur muydu? Gün geçti, ders yarına… Read More ARİFİN GIDASI

Bunu derecelendir:

DERT VE ELEM KOKUSU

Birisi, Irak’tan bir hırkayla çıkageldi. Dostları, ayrılığını sordular; Dedi ki: doğru, ayrılık vardı ama yolculuk bana pek kutluydu, adeta beni muştulamaktaydı. Halife, bana tam on kat elbise verdi… yüzlerce methüsena, ona yakın olsun! Onu bir hayli övdü, şükürlerde, hamitlerde bulundu… nihayet şükür, haddini aştı. Dediler ki: senin perişan halin, yalanına şahadet etmekte. Bedenin çıplak, başın… Read More DERT VE ELEM KOKUSU

Bunu derecelendir:

EBUYEZİD’İN MÜJDESİ

Bayezid’in Ebulhasan’ın halini daha evvelce nasıl gördüğünü duymadın mı? Bir gün o takva sultanı, dervişleriyle sahradan geçerken, ansızın ona Rey civarında Harkan tarafından bir kokudur geldi. Orada iştiyaklı bir feryat çekti, rüzgardan koku aldı. Aşıkçasına bir kokladı; adeta ruhu rüzgardan bir şarap tatmaktaydı. Buzlu suyla dolu olan bir testinin dışında ter gibi sular peydahlanır. O,… Read More EBUYEZİD’İN MÜJDESİ

Bunu derecelendir: