Safer Ayının İlk Çarşamba Gecesi ve Gündüzü Yapılacak İbadetler

KUTBÜZZAMAN, SULTANÜLARİFİN ,ŞEYH ,EŞ-ŞERİF ES-SEYYİD MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ SOHBETLERİNDE BUYURDULAR Kİ:

SAFER AYINDA, BİR SENE İÇERİSİNDE YERYÜZÜNE İNECEK BELALARDAN ALLAH’A CC SIĞINIP BU AYDA ÇOK İSTİĞFAR ETMELİYİZ (GÜNDE EN AZ 100 KERE).

.

SAFER AYINDA KILINACAK NAMAZ

SAFER AYININ İLK VE SON ÇARŞAMBA GÜNÜNÜN GECESİNDE, YANİ SALI GECESİNİ ÇARŞAMBAYA BAĞLAYAN GECE KILINACAK NAMAZDIR;

(İSLÂM’DA GECE GÜNDEN ÖNCE GELİR. YANİ CARSAMBA GÜNÜ, SALI GÜNÜ AKŞAM EZANI OKUNDUĞUNDA GİRİYOR)

1 REKÂT : FATİHA’DAN SONRA ; 7 KEVSER SÛRESİ

2 REKÂT : FATİHA’DAN SONDA; 7 İHLÂS SÛRESİ

3 REKÂT : FATİHA’DAN SONRA ; 7 FELÂK SÛRESİ

4 REKÂT : FATİHA’DAN SONRA ; 7 NÂS SÛRESİ

SAFER AYININ İLK VE SON ÇARŞAMBA GÜNÜ, ÖĞLEN VE İKİNDİ NAMAZI ARASINDA KILINACAK NAMAZDIR;

1 REKÂT : FATİHA’DAN SONRA ; 7 KEVSER, 7 İHLÂS SÛRESİ,

2 REKÂT : FATİHA’DAN SONDA; 7 FELAK , 7 NAS

BU NAMAZDAN SONRA 100 KERE ”YÂ DÂFİA’L-BELÂYÂ, İDFÂ ANNA’L-BELÂYÂ, FALLÂHÜ HAYRUN HÂFİZAN VE HÜVE ERHÂMÜ’R-RÂHİMİN, İNNEKE ALÂ KÜLLİ ŞEY’İN KADİR” OKUNMALI VE DUA EDİLMELİDİR.


BU AYDA, RABBİMİZİ ÇOK ZİKREDELİM VESSELAM.

ibadet kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , , , , , , , , , , . Leave a Comment »

24.11 ile 22.12-Safer Ayında Yapılacak İbadetler (Belaların Yazılıp,Yeryüzüne İndiği Ay)

KUTBÜZZAMAN, SULTANÜLARİFİN ,ŞEYH ,EŞ-ŞERİF ES-SEYYİD MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ SOHBETLERİNDE BUYURDULARKİ:

SAFER AYINDA, BİR SENE İÇERİSİNDE YERYÜZÜNE İNECEK BELALARDAN ALLAH’A CC SIĞINIP BU AYDA ÇOK İSTİĞFAR ETMELİYİZ (GÜNDE EN AZ 100 KERE).

BU AYDA FELAK VE NAS SURELERİNİ HER GÜN MÜMKÜNSE 80 DEFA OKUMALI VE NAFİLE NAMAZLARLA BU AYI İBADETLE GEÇİRMELİYİZ.

BU AY İÇERİSİNDE, SABAH VE AKŞAM NAMAZLARINDAN SONRA 7 DEFA SALATI MÜNCİYE(TÜNCİNA) VE SALATI TEFRİCİYE OKUNMALIDIR.

SALATI TEFRİCİYE

salati tefriciye

“ALLÂHUMME SALLİ SALÂTEN KÂMİLETEN VE SELLİM SELÂMEN TÂMMEN ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİNİLLEZÎ TENHALLÜ BİHİL UKADÜ VE TENFERİCU BİHİL-KÜREBÜ VE TUKDÂ BİHİL-HAVÂİCU VE TÜNÂLÜ BİHİR-REĞÂİBÜ VE HÜSNÜL-HAVÂTİMİ VE YUSTASKAL ĞAMÂMU BİVECHİHİL KERÎM VE ALÂ ÂLİHÎ VE SAHBİHİ FÎ KÜLLİ LEMHATİN VE NEFESİN Bİ ADEDİ KÜLLİ MA’LÛMİN LEK.”

DUANIN MANASI

“ALLAHIM! BİZİM EFENDİMİZ MUHAMMED’E (SAV) KUSURSUZ BİR SALÂT VE RAHMET, MÜKEMMEL BİR SELÂM VE SELÂMET VERMENİ DİLİYORUZ. O PEYGAMBER Kİ, ONUN HÜRMETİNE DÜĞÜMLER ÇÖZÜLÜR, SIKINTILAR VE BELALAR ONUN HÜRMETİNE AÇILIP DAĞILIR, HACET VE İHTİYAÇLAR ONUN HÜRMETİNE YERİNE GETİRİLİR. MAKSATLARA O’NUN HÜRMETİNE ULAŞILIR, GÜZEL SONUÇLAR O’NUN HÜRMETİNE ELDE EDİLİR. O’NUN ŞEREFLİ YÜZÜ HÜRMETİNE BULUTLARDAKİ YAĞMUR İSTENİLİR, ALLAH’IM, ONUN EHL-İ BEYTİNE, ASHABINA DA HER GÖZ KIRPACAK KADAR ZAMANDA (HER AN, SANİYE) HER NEFES ALACAK ZAMANDA SANA MALUM OLAN VARLIKLAR SAYISINCA SALÂT ET.”

SALATI MÜNCİYE(TÜNCİNA)

Salaten Tüncina

OKUNUŞU: “ALLÂHUMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİ SEYYİDİNA MUHAMMEDİN SALÂTEN TÜNCÎNÂ BİHÂ MİN-CEMÎ’İL-EHVÂLİ VEL ÂFAT. VE TAKDÎ LENÂ BİHÂ CEMÎAL HÂCÂT VE TUTAHHİRUNÂ BİHÂ MİN-CEMÎİ’S-SEYYİÂT VE TERFE’UNÂ BİHÂ A’LÂ’D-DERACÂT VE TUBELLİĞUNÂ BİHÂ AKSÂ’L-ĞAYÂT MİN CEMİÎL-HAYRÂTİ FÎ’L-HAYÂTİ VE BA’DEL-MEMÂT BİRAHMETİKE YÂ ERHAME’R-RAHİMÎN. HASBUNELLAHU VE Nİ’MEL VEKÎL, Nİ’MEL MEVLÂ VE Nİ’ME’N-NASÎR. ĞUFRANEKE RABBENÂ VE İLEYKE’L-MASÎR.”

ANLAMI: ALLAH’IM! EFENDİMİZ MUHAMMED’E (SAV) VE ONUN EHLİ BEYTİNE SALAT ET. BU SALAVAT O DERECE DEĞERLİ OLSUN Kİ: ONUN HÜRMETİNE BİZİ BÜTÜN KORKU VE BELALARDAN KURTARSIN. BİZİM İHTİYAÇLARIMIZI O SALAVAT HÜRMETİNE YERİNE GETİRSİN, BİZİ BÜTÜN GÜNAHLARDAN BU SALAVAT HÜRMETİNE TEMİZLERSİN, O SALAVAT HÜRMETİNE BİZİ DERECELERİN EN ÜSTÜNE YÜCELTİRSİN, O SALAVAT HÜRMETİNE HAYATTA VE ÖLDÜKTEN SONRA DÜŞÜNÜLEBİLECEK BÜTÜN HAYIRLAR KONUSUNDA GAYELERİN EN SONUNA KADAR ULAŞTIRSIN. EY MERHAMETLİLERİN MERHAMETLİSİ BİZE BUNLARI MERHAMETİNLE NASİP ET. ALLA TEALÂ BİZE KÂFİDİR VE NE İYİ BİR DOST, NE İYİ BİR VEKİLDİR. EY RABBİMİZ, SENİN MAĞFİRETİNİ DİLERİZ, DÖNÜŞ YALNIZ SANADIR.

BU AYDA OKUNMASI TAVSİYE EDİLMİŞ ZİKİRLER

SAFER AYINDA HER GÜN MUTLAKA 100 KERELA HÂVLE VELÂ KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM” DENİLMELİDİR. GÜNDE 100 KERE SÖYLEYENDEN, EN HAFİFİ FAKİRLİK OLMAK ÜZERE 70 ÇEŞİT BELA, MUSİBET KALDIRILIR.

AYRICA YİNE SAFER AYINDA (VE HER ZAMAN) HER GÜN MUTLAKA GÜNDE 100 KERE SALÂVAT GETİRMEK LAZIMDIR. SALÂVAT ÇOK BELA VE MUSİBETLERİ ÇEVİRİR, DÜNYA VE AHİRETTE KURTULUŞUNA SEBEP OLUR. EN EFDÂL SALÂVAT’I ŞERİFE: ”ELLAHÜMME SÂLLİ ÂLA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE VE ÂLA ÂLİHİ VE SAHBİHİ EFDÂLE SALEVATİKE VE ADADE ME’LUMATİKE VE BÂRİK VE SELLİM”

ENES BİN MÂLİK’E RA PEYGAMBERİMİZİN SAV ÖĞRETTİĞİ ÇOK

TESİRLİ BİR DUA:

BU DUAYI SABAH (MÜMKÜNSE GÜNEŞ DOĞMADAN) 3 KERE VE AKŞAM GÜNEŞ BATTIKTAN HEMEN SONRA OKUYAN, KORKMAYA TEK LAYIK OLAN YALNIZ ALLAH’TAN C.C. KORKSUN . BAŞTA ZALİM DEVLET BAŞKANI , ŞEYTAN, CİN VE İNSANLARIN ŞERRİNDEN, BÜYÜ VE EFSUNLARDAN HİÇBİRİ ALLAH’IN C.C. İZNİYLE HİÇBİR ŞEKİLDE ZARAR VEREMEZ. HZ OSMAN’DAN RA BİLDİRİLDİĞİNE GÖRE ANİ BELALARDANDA KORUNUR. AYRICA ZEHİR VERİLSE TESİR ETMEZ ALLAH’IN İZNİYLE(HERGÜN OKUMAK LAZIMDIR):

“BİSMİLLAHİLLEZİ LÂ YEDURRÜ MEÂS MİHİ ŞEY-ÜN FİL-ERDİ VE LÂ FİSSEMAİ VE HÜVES SEMİÜL ÂLİYM”

BU AYDA, RABBİMİZİ ÇOK ZİKREDELİM VESSELAM.

ibadet kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Üstadımızın Vefatının 26. Sene-i Devri!

3

Bu gün, muhterem Üstadımız Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin vefatının 26. sene-i devriyesi (16 Kasım 1988, hicri 6 Rebiülahir 1409 tarihinde). Üstadımızı, hasret ve özlem ile yad ediyoruz.

Peygamber Efendimizin nezdinde 124 bin Peygamberin ruhlarına, onlar Ehli Beyti ve Ashablarının ruhlarına, 12 İmam ve 12 Tarikat Pirinin ruhlarına, evvelen Üstadımız Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin ve Ehlullahın mübarek pak ruhu şeriflerine 11 İhlas 1 Fatiha okuyalım.

taziye kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ey evlat! Nifak, gösteriş ve unutkanlıkla ibadet edersin, bu ibadetinde iyilik umarsın.

* * *

Ey evlat! Nifak, gösteriş ve unutkanlıkla ibadet edersin, bu iba detinde iyilik umarsın. Hata ile işlediğin şeylere lütuf beklersin. O uygunsuz hâllerinle iyi kulların yanında kalmak dilersin. Sen nerede, onları anmak nerede? Onlar gibi marifet dâvasına girmek sana çok ırak.

Ey sahibinden kaçan, dağınık ve perişan adam, hâlin nice olur? Şu büyük ümmetin ihlâs sahiplerinden de ayrıldın.

Sana ağlanması için ağla. Musibet işlerine otur ağla. Onları gi dermek için üzüntü duymazsan, yazık olur. Kötü işlerini öldür, son ra taziyeye otur. Başkaları da sana taziyeye gelir. Senin gözlerinde perde var; bundan haberin var mı? Bazı büyükler şöyle buyurmuşlar: “Hak nurundan perdelenmiş oldukları hâlde hâlini bilmeyenlere yazıklar olsun.”

Kalbin nerede? Aklın kime takıldı? Kime hâlini şekva ediyorsun? Kimden yardım istiyorsun? Kiminle bu kadar uyuyacaksın? Herhangi bir darlığa düştüğün zaman, kime dayanacaksın? Bu hâlinle hep yalnız kalacaksın. O büyükler, gafletin için, sana yardımcı olmayacaklar.

Ne dilersen söyle. Her sözünü bilirim. Onların yalanını, doğrusunu çıkarırım. Sen ve bütün yaratılmışlar, bana göre bir kurbağa kadar küçüktür.

Sizden doğru olanın, hizmetçisi ve kölesi olurum. O isterse, beni alır, çarşıda köle gibi satabilir. Beni kendine mal etmek isterse, çalışır kıymetini öderim. O doğru insan üzerimden elbisemi alsa, sesimi çıkarmam. Dilendirmek isterse yaparım. Tecrübesi kolay, arzu edi yorsa hemen yapsın.

Seni neylerim; doğruluğun yok. Sözünü tutman kabil değildir.

Tevhid ve imana yanaştığın yok. Oluk kapatan ot kadar kıymetsiz sin. Ayrık otuna benzersin. Kurumuşsun, yalnız yanmaya yararsın.

* * *

Ey cemaat! Dünya biter, ömür tükenir. Âhiret yakında gelir; ona karşı düşünceniz nedir? Ne gibi hazırlık yapmaktasınız? Onu düşünmediğinizi görüyorum; bütün gayretiniz dünyada.

Siz Allah’ın nimetine düşmansınız. O’ndan işinize gelmeyen bir iş gelirse, her tarafa yayarsınız. İyiliği gelecek olsa saklar kimseye göstermezsiniz. Allah’ın nimetini saklar kimseye vermez, şükrünü de edâ etmezseniz yakında elinizden alır. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “Allah, kullarına verdiği nimeti açıktan görmek diler.”

Allah yolcuları, bir gaye beslerler, kalplerine bir şey saklarlar, birçok şey değil. Onlar, ibadetlerini görsünler, işitsinler şüphesin den beri kılarlar. Siz nifakın kulu ve desinlerin kölesisiniz.

Onlar, yaptığı bütün kulluğu Rab’lerine verdiler. Kullara kulluk etmektesiniz, övülmek için iyilik yapmaktasınız. Tam kulluk yapacak kimse, içinizden çıkamaz. Ancak kul, Allah’ın dilediğini yapan dır.

İnsanlara bakıyorum; sanki bana şöyle bir şeyler deniliyor: “Şuna bak: Dünyaya ibadet ediyor; dünyada kalmak istiyor. Kıyamet kopmasından ödü kopuyor. Şuna bak: Kullara kulluk edi yor, onlardan yardım diliyor. Bir de dön şuna bak: Ateşe tapıyor, ce hennemden korkuyor. Şu da cennet için kulluk peşinde. O, ateşe ta parken Yaratan’ı düşünmüyor. Bu da cenneti isterken sahibini aklı na getirmiyor.”

Halk nedir ki? Cehennemin ne önemi var? Hakk’ın gayri neye yarar? Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar, yalnız Hakk’a kulluk ve O’nun uğrunda pâk, temiz ve ihlâsla ibadet yoluna girmeye emrolunmuşlardır.” (el-Beyyine, 98/5)

İrfan sahibi bilgin kişiler, yalnız Hakk’a kulluk ederler. Başkası nı bilmezler. Yaratan’ın hakkını verirler. Hakk’a yaptıkları kulluk, O’nu sevdikleri ve emrine uydukları içindir. Başka mânaya gelmez. İbadet eder, O’ndan yardım isterler.

Siz suretten ibaretsiniz. Yalnız dış görünüşte varlık sahibisiniz. İç âleminiz boş; ama o büyüklerin iç zenginliği vardır. Siz binanın dışı olabilirsiniz, onlar içi. İç yönü onlar istilâ etmişlerdir. Siz sadece bağırıp şamata edersiniz, onlar iç âlemlerine çekilir, dururlar. O yolcular, peygamberlerin sağında ve solunda yürürler. Peygamberlerin çevresini onlar sarmıştır. Peygamberlerin tattığı taamı onlar da ta dar. İçtiği şarabı onlar da içer. Peygamberlerden öğrendikleri bilgi ile amel ederler; bu yüzden onlara vâris olurlar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz bu mânaya işaret olarak şöyle buyurur: “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.”

Bu veraset peygamberlerin yoluna giden ve ilmi ile âmil olan her iman sahibine nasib olur. Bu nasip sayesinde peygamberlerin vâ risleri olabilirler. Bu hâle ermek yalnız dış ilimle olmaz. Ona bir iç eklemek lazım olur. Senetsiz dâva ispat edilemez. Amelsiz ilmin yararı olmaz.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “İlim ameli çağırır; icabet ederse pekâlâ; aksi halde gider. Geriye yalnız ders zahmeti kalır.”

Yalnız kabuğu kalır, içi bozulur.

Ey ameli bırakanlar, hâlinize beliğ şairin süslü sözü ne fayda verebilir? Onun derin mânasına nüfuz etmedikten sonra neye yarar?

Kalbini temizlersen, bütün duyguların pâk olur. Kalp bütün duyguların şahıdır. Padişah iyi olursa, iyilik bütün halka geçer, ilim kabuk, amel onun özüdür. Kabuk özün saklanması için durur, iç de yağı alınması için saklanır, iç olmazsa kabuk neye yarar? Özün yağı olmayınca onu saklamak neden gerekli olsun ki?

İlim gitmiş sayılır. Amel olmadıktan sonra ilim de yok sayılır.

Bir şeyin varlığı ondan faydalanmaya bağlıdır. Faydası olmayan var, yok gibidir.

Ey bilgin kişi, bildiklerini iyiye kullan. Dünya ve âhirette hayır bekliyorsan, bilginin gereğini yapmaya bak. Bildiklerini insanlara belletmekten sakınma.

Ey zengin, dünya ve âhirette iyilik bekliyorsan, malından fakirlere dağıt. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “Hak katında insanlar bir aileden ibarettir; içlerinde hangisi fazla iyilik yapıyorsa o daha sevgilidir.”

İnsanların ihtiyacını insanlarla gören ve bu hususta hüküm veren Allah Sübhan’dır.

Ey zengin, benden kaçma, senden bir şey alıyorsam senin için dir. Ondan gelecek büyük hayır sanadır. Bana senin malından bir şey gelmez: Allah beni varlığı ile zengin kıldı ve sizin derdinizi görmek için gönderdi.

İbrahim Ethem, fakirlik hâli için nefsinde sabırsızlık sezer ve şöyle derdi: “Yâ Rabbi, bize bol dünyalık ver; ama kalbimizi koru. Bizi öte atıp dünyalığa rağbetimizi arttırma, onu ararken yıkılırız.”

* * *

Allah’ım, verdiğin hüküm ve kader işlerinde bize lütfünü bol eyle!

Peygamberlere Salat Getirmenin Adabı ve Fazileti

1 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ADEM SAFİYULLAH
2 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ŞİT KERİMULLAH
3 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İDRSİ NEBİYULLAH
4 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE NUH NECİYULLAH
5 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE HUD GAMİRULLAH
6 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE SALİH KARİBULLAH
7 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ZÜLKARNEYN VARİSULLAH
8 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İBRAHİM HALİLULLAH
9 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE LUT SELİMULLAH
10 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İSMAİL ZEBİHULLAH
11 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İSHAK HİBETULLAH
12 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE YAKUP HAZİNULLAH
13 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE YUSUF CEMİLULLAH
14 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE EYYÜP SABRULLAH
15 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ŞUAYB NASİHULLAH
16 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE MUSA KELİMULLAH
17 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE HARUN MUİNULLAH
18 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE HIZIR VEHBULLAH
19 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İLYAS HİKMETULLAH
20 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ELYASA NEBİYULLAH
21 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ZÜLKİFL ZEKİYULLAH
22 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE DAVUD HALİFETULLAH
23 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE SÜLEYMAN TACULLAH
24 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE YUNUS NASIRULLAH
25 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ÜZEYR TABİBULLAH
26 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE LOKMAN CAHİDULLAH
27 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE ZEKERİYA HATİULLAH
28 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE YAHYA ZAKİRULLAH
29 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE İSA MESİH RUHULLAH
30 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE MUHAMMED HABİBULLAH

31 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE MEHDİ SAHİBUZZAMAN
32 ESSELATU VE SELAMÜ ALEYKE VESELAMUN ALEL MÜRSELİN VELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN

İnnallahe ve mekaiketehu yusallune alen nebiyyi ya eyyuhallezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima. Ahzap 33/56

(Muhakkak ki Allah ve melekleri nebiye Salat ederler, ey amenu olanlar “ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler” sizde O’na salat edin ve “O’na” teslim olarak salat edin.)

Fazileti;
Ne dil anlatmaya güç yetirebilir. Ne denizler mürekkep olsa yedi denizde ona katılsa ağaçlarda kalem olsa melekler ve cinler bir araya gelse sevabı yazmaya kadir olamazlar.

12. Meclis “Ona benzeyen şey yoktur. O, bizzat işitir ve görür.” (eş-Şûrâ, 42/11)

Ey evlat! Hak Teâlâ hem yüce, hem de celallidir. O’nu iyi iste. İyi dilemeyi bilmiyorsun. İraden, O’na karşı sıhhatini yitirmiş. Hakk’ı arayan başka davayı bırakmalı. İki davayı bir arada yürütmek kolay olmaz. “Hakk’ı istiyorum” deyip başkasının peşinden koşan, isteğini iptal etmiş olur.

Halk arasında dünyayı isteyen çoğaldı. Bu âlemin ötesini isteyen azdır. Tam ve doğru olarak Hakk’ı talep eden azdan daha azdır. On ların azlığı pahalı cevherin azlığından da ileridir. Her şey parçalanır ve tahlil edilirse, onların içinden belki bir tane çıkar. Her kabile o zatı kendine mal etmek ister. Onlar yer derinliğinde saklı olan değer li madene benzerler. Yeryüzünde onlar sultandır. Kulları ve bölgeleri onlar kucaklar. Onların hürmetine bela kullara gelmez. Onların gönlü hoş olsun diye yağmur yağar. Sema onlar için bereket yağdırır. Yer onlar için nebat bitirir.

Onlar bir çağlayan gibidir. İlk devirlerinde, bir dağdan öbürüne geçerler. Yerlerinde oturamazlar; coşar, taşarlar. Bir diyardan öbü rüne; ondan da başka yana. Her nerede tanınacak olurlarsa hemen orayı bırakıp giderler. Bu durum onların devamlı hâlidir. Tabii, se bepsiz değildir; bu yaptıkları işle kötü şeylerin kendilerinden uzak durmasını temin ederler. Kalpleri çağlayan olur.

Hak katından gelen askerler, onları muhafazası altına alır. On ların her biri Hak tarafından esirgenir. Her çeşit ikramı görür; kö tü şeylerden esirgenirler. Sonunda da halka gönderilirler.

Halk onların emri altındadır. O büyüklerin her biri kendi çapın da bir idarecidir. Bunlar, aklın ötesinden gelen emirle olur. Akıl bu rada yol bulamaz. Akıl ve mantık burada biraz durgun gözükür. As lında hem akıl çalışır, hem de mantık; ama yolun aslına ermeyenler için böyle denir.

O büyükler halk için birer doktor sayılır. Zaten hakikî varlığı sezemeyen herkes birer hastadır. Kendini az hasta sayan onların peşi ne koşmalıdır.

Yazık sana! Onlardan olduğunu iddia ediyorsun. Göster ala metini? Bilelim. Laf çokluğu burada iş görmez. Hakk’a yakın oldu ğuna delil göster. Onlar, hem Hakk’a yakın, hem de lütfe ermiş kişilerdir. Sende bunlar var mı? Ne arasın? Hak katında hangi derece ye sahipsin? Makamın nedir? O yüce divanda ismin ne? Nasıl lakap almışsın?

* * *

Ey evlat! Her gece yemekten sonra kapın kapanmalı. Mubah ye, bu helâldir. Dünya ve âhiret yatağını bırak. Hakk’a yakın ol. İşte Hak yakınlığının alameti budur.

Yalnız kaldığın zaman ülfetin kiminle? Tek olduğun zaman kim yoldaşın? Bunları iyi tanı, bilmiyorsan öğren. Yalan deme, sonra yü züne vururlar.

Yalancı, senin birlikte oturduğun kimse şeytandır. Şeytanlıktan başka ne düşünebiliyorsun? Şahsî ve tabiî, sefil arzularından başka neyi biliyorsun ki? Düşündüğün dünyalık. Konuştukların hep in sancıl şeytanlar ve kötü arkadaşlar. Dedikodudan başka ne yapar sınız? Hep sağa sola söz atmakla meşgulsünüz.

Bizim davamızın bir temeli vardır, yükseldikçe birçok esaslara dayanır. Mücerret dava ve hezeyanla olmaz. Bu bapta konuştuğun bir hevesten ibaret, sana yararı dokunmaz. Hak önünde sakin ol. Ken dini iç âleme ver. Yanlış edebi bırak. Hele anlattığımız mesele üzerin de hiç konuşma. Konuşman gerektiği zaman teberrüken bu yolun yolcularını ve hâllerini anlat. Kendinden bahsetme, iç âlemin karan lık olduğu hâlde dıştan mamur görünmek olmaz. Bir söz ki, iç hâle uymaz, dıştan konuşulur, işte o hezeyandır. Bu durumu Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in, “İnsanların etini yiyerek gölgelenen oruç tutmadı.” hadîs-i şerifi güzel anlatır. Sonra Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in şu hadîs-i şerifi de önemlidir: “Oruç tutmak yalnız yemeyi, içmeyi terk değildir.” Yalnız bu yetmez. Buna yanlış hareketleri, iç hâlle işlenen hata ların terkini de eklemek gerektir. “Gıybetten sakınınız, o odunu kül eden ateş gibi, bütün iyi liklerinizi kül eder.” hadîs-i şerifleri, iç âleme yapılacak ihtimamı pekâlâ anlatır.

Gıybeti âdet edinen, iflah olmaz. Bir kimse, bu kötü huyla meş hur olsa, kimse yüzüne bakmaz. Kötü niyetle kimseye bakmayınız. Hele şehevî bir arzu olunca. O bakışlar, kalbinize, isyan tohumu eker. Elbette ki, sonu iyi olmaz. Dünya ve âhirette saadet getirmez.

Yalan yere yemin etmekten kendinizi koruyunuz. Bu âdet, ülke leri yıkar, harabeye çevirir. Malın bereketini götürür. Bunu âdet edi nen, davasızlar ve dinsizler gibi olur.

Yazık sana, yalan yeminle mal satmaktasın. İmanın çürüyor, haberin yok. Aklın bu durumu çabuk kavramıyor. Allah ismi üzerine yemin ediyorsun. Üzerine yemin ettiğin şeyin değeri var mı ki? Şu ülken ve cümle cihan, o yüce isme nasıl karşılık olabilir? Bütün söy lediklerin hata ile dolu. “Şu, şundan iyidir” derken bir de yalancı şahitlik yükleniyorsun.

Bu, doğruca iflastır. Hâlbuki kendini doğru sanıyorsun. Yakında gözlerine körlük gelir. Yerinden kalkamaz, kötürüm olursun.

Allah’ın rahmeti üzerinize olsun, edepli olunuz. Hak katında edepli ve terbiyeli olanlar kurtulur. Hakikî terbiyeyi bu âlemde bu lunuz, öbür âlemde ateşe atıldıktan sonra her şey faydasız olur. Say makta olduğumuz şeyler, ahlâk kaidelerinin çok azıdır. Bunların en az beşte birini yapmaya hazırlanmayan için ne oruç fayda verir, ne de öbürleri. Haddizatında oruç ve namazın aslı bozulmaz, fakat ecri ve mükâfatı olmaz, esas gaye ele geçmez.

* * *

Ey evlat! Belki de yarın yeryüzünden ismin silinir, cismin ze mine geçer. Ve sen, eli boş olursun. Bu bir an meselesidir. Belki he men, belki de biraz sonra olur, yarına kalmaz. O hâlde bu gaflet niye? Niçin bu gaflet uykusu? Kalpleriniz nasıl böyle kararmış? Sanki birer taş kesilmişsiniz.

Ben sizi kurtarmak için konuşuyorum. Aynı nasihatleri başkala rı da yapıyor. Fakat siz aynı şey üzerinde durmaktasınız. Kur’an si ze okunuyor. Peygamber Efendimiz’in sözleri ve geçmişteki büyüklerin âdetleri size anlatılıyor. Fakat sizde bir vurdum duymazlık devam edip gidiyor. Hiçbirinden ibret almıyorsunuz. Yaptığınız hatalardan uzak durmak aklınıza gelmiyor. İşleriniz şeklini değiştirmiyor. Vaaz yapılan her ülke mübarektir; fakat öğüt tutmayan halkı en kötü insanlardır.

* * *

MEVLANA ŞEYH ES-SEYYİD EŞ-ŞERİF KÖPRÜCÜ HACI MUSTAFA TANDOĞAN HAZRETLERİ ANISINA

MEVLANA ŞEYH ES-SEYYİD EŞ-ŞERİF KÖPRÜCÜ HACI MUSTAFA TANDOĞAN HAZRETLERİ, MİLADİ 5 KASIM 1986 YILINDA ALLAHÜ TEALA HAZRETLERİNE KAVUŞTULAR. 11 İHLAS 1 FATİHA OKUYALIM.

taziye kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »
%d blogcu bunu beğendi: